9-10 yaş çocuk psikolojisi

Egosantrizm, genel anlamı ile çocuğun kendi benliğini merkez haline getirmesidir. Halkın bencillik, egoistlik olarak adlandırdığı durumdur. Çocuk oyuncaklarını, anne ve babasını vs gibi üzerine düştüğü ve değer verdiği şeyleri paylaşmak istememesi halidir diye daha basitçe düşünebiliriz.

Bu, çocuk için bir gelişimdir ve normal hatta iyi karşılanması gerekilen bir olaydır. Egosantrizmin gerilemesi ile çocuğun sosyal alana kendi benzerleri ile ilişkiye girmesine imkan verir. Yani o erişkinlik seviyesine ulaşmış olur. Bu aynı zamanda çocuğun düşünce dünyasına girmesine de olanak verir. Akıl ve ruh sağlığının gelişmesini sağlayan psikomotor güçlerin yanında düşünmenin de gelişmesi hız kazanır. Çocuk böylece eskiye nazaran daha sık düşünen ve kendi iç dünyasında sebep sonuç bağlantısı aramaya başlayan bir kimse olur. Bütün bu gelişimleri engellenmez ya da herhangi bir sekteye uğramaz ise ilerleme süratli olur, bu çağ başarıyla tamamlanır.

Bu dönemde de aile içi anlaşmazlıklar, çocuk için en büyük tehlikeyi meydana getirir. Bu durum çocuğun sosyal çevresini ve çevresi ile olan ilişkilerini olumsuz bir şekilde etkiler. Bu durum çocuğun çeşitli psikososyal problemlerini aile ile paylaşımına engel olur. Çocuk iç dünyasına kapanır ve bu durum çocuğun bu dönemde edinebileceği faydalı şeyleri edinememesine ya da onların elde edilmesinin güçleşmesine neden olur. Bir önceki dönemde çocuk her şey hakkında kendisine göre, tabiat olaylarına dair çeşitli açıklamalar yapabilmekteydi. Animist anlayış ki, her varlık bir canlıdır ve belli bir maksada göre hareket eder. Artifisyalist görüş, bu da bütün varlıkların insanlara hizmet etmek için yaratıldığı fikriydi. Finalistik anlayış da, bütün varlıklar insanlara hizmet etmek için yaratılmıştır fikri yatar.

Çocuk 7-8 yaşlarına doğru bu açıklamalar arasından daha akla yakın bir seçme yapmaya başlar, finalistik anlayış daha çok değer kazanır. Ancak düşüncelerinde aykırılıklar yine de çoktur. Çocuk ancak 9 ile 10 yaşlarına geldiğinde tabiat olayları hakkında bazı birtakım açıklamalar yapmaya başarabilir. Örnek vermek gerekir ise ağaç hareket edebilme yeteneği olduğu ve kendisine özgü bir kuvveti ile bunu başarabildiği için değil, rüzgar onu hareket ettirdiği için dallarını kımıldatır diye düşünmeye başlar. Yine buna benzer, bulutların kendi iradeleriyle ve iç kuvvetleriyle hareket etmediklerini onun da rüzgar sayesinde hareket ettiklerini düşünürler. Farkedildiği üzere çocuk yavaş yavaş ve bir plan dahilinde gerçekleri görebilmekte ve psikososyal gelişimini tamamlamaktadır. Çocuğun bu gelişiminin evrelerini bilmek ve çocuğa bu gelişiminde destek olmak çocuğa yapılabilecek ilk büyük hizmettir. Bu döneme kadar çocuk yetişkin bir kimsenin kendisine yaptığı açıklamaları dinliyor ancak benimsemiyordu. Bu durum kendini üçüncü çocukluk çağında daha gerçekçi ve mantıklı düşüncelere bırakacaktır. Zihinsel gelişimin buna müsaade ettiğini hatırlamakta fayda vardır. 9 yaşına kadar çocuk hiçbir zaman olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkisini yeterince görmez. Örneğin anlatılan bir hikaye yarıda bırakılıp geri kalanının çocuk tarafından tamamlanması istenilse, çocuk bunda başarılı olamaz. Çocuğun hikayeyi bütüne uygun bir biçimde, mantıksal olarak tamamlamakta zorluk çektiği gözlemlenir.