Hakikat Damlaları-56

Habib-i Neccar, arkasında yürünecek rehberlerin en önemli iki vasfını nazara verirken onların hizmetlerine mukabil hiçbir ücret/menfaat beklemediklerini ve önce kendilerinin dosdoğru yolda yürüdüklerini belirtir. Doğrusu, bu iki sıfatı üzerinde taşımayan kimselerin başkalarına hidayet yolunu göstermeleri hiç mümkün değildir.
***
Bir insan dört başı mamur bir mü’min de olsa, beklentilerinden bütün bütün sıyrılmadıkça ihlası yakalayamaz ve hizmetlerinde de nihaî muvaffakiyete ulaşamaz.
***
Bizim derdimiz muhataplarımıza “bunlar melek gibi insanlar” dedirtmek değildir, onu dedirtecek kıvama erebilmektir.
***
Duanızın hemen kabul görmemesi ona icabet edilmediğini göstermez; kim bilir, belki de Allah Teâlâ isteğinizde ne kadar samimi ve kararlı olduğunuza bakıyor ve sizi daha gönülden duaya çağırıyordur.
***
Hiçbir nimet mütemadî değildir, nimetlerin devamı vasıflara göre gönderilir.
***
Habîb-i Ekrem Efendimiz’e karşı sevgi ve alâkanızın en bariz alameti O’nun için seccadeler, koltuklar, sehpalar ve demet demet güller hazırlamanız değil, O’nu akla ve mantığa uygun bir üslupla daha bilmem kaç insana anlatma, tanıtma ve sevdirme peşinde olmanızdır.
***
Bir insanın imandan nasibi mahlukâta şefkati kadardır.
***
Rutin haline gelmiş bazı önemli faaliyetleri bir kısım yeniliklerle besleyip sıradanlıktan çıkarmaz ve onların asıl güzellikleriyle duyulmasına zemin hazırlamazsanız, en hayatî  işleri dahi “yapalım da aradan çıksın” düşüncesine mahkum olmaktan kurtaramazsınız.
***
Başkaları için okumak suretiyle eserlerin canına okuyacağınıza, nefsinizi muhatap kabul ederek kitaplarla can bulmalısınız.
***
Bulduğunuz “daha güzel” ile yetinir ve “en güzel”e ulaşmaya çalışmazsanız, bir süre sonra onun renk atmasını engelleyemez ve sadece “güzel” kalmasını dahi sağlayamazsınız.
***
İnsan bir kere sorgulamaya başlayınca sanık sandalyesine oturtmadık hiçbir şey bırakmaz; daha baştan hüsn-ü zanna yapışmayan kimse, herkesi ve her şeyi yargılamaktan kaçınamaz.
***