Hakikat Damlaları-68

Helalinden kazanmak sevap olduğu gibi, gerekirse dükkan dükkan dolaşıp helal rızkı araştırmak da insana ibadet sevabı kazandırır.

***
Laubali insanların ötelere tam inandıkları söylenemez; zira, ahirete iman ciddiyeti gerektirir.

***
Sohbet mahallinde sağdan soldan dünyevî mevzulara girmek o meclisi kirletmek sayılır; müzakere zeminindeki  her söz tefekkür yörüngesinde olmalıdır. Adanmışların muhaverelerine gelince, onların bütün konuşmaları Cânân etrafında örgülenmelidir.

***
İnsanın “Bilmiyorum” diyebilmesi fazilet; bilmediği mevzularda konuşması ise haddini bilmezliktir. Cenab-ı Hak, Efendimiz’e “Ben gaybı bilmem” demesini emir buyururken, O’nun şahsında bize “Bilmiyorum” demeyi öğretmektedir.

***
Okunan kitabın muhtevasıyla okuyanın ruhu arasında bir irtibat yoksa, insan o kitabı sadece sırtında taşıyor ve yalnızca kendi canına okuyor demektir.

***
Kâr elde edilebilecek her meselenin bir de kaybetme ihtimali ve muhtemel ceremesi vardır; keza, çoğu zaman kazanç, alınan riskle doğru orantılıdır.

***
Gübrenin tohumu fevkalâdeden besleyip büyüttüğü gibi, hastalıklar, musibetler ve Hak yolundaki meşakkatler de ötelerin meyvelerinde ziyade lezzetlere dönüşecektir.

***
İnsanın iradesini kötü istikamette kullanması bir sebeb-i hasaret olduğu gibi, onu hiç kullanmaması da bir kayıp sebebidir; irade, ancak hayırda istimal edilirse bir kazanç vesilesi haline gelir.

***
Şöhret, istikbal endişesi, ikbal düşüncesi ve ideolojiden kaynaklanan önyargılar bakarken körlük hasıl eden hastalıklardır. Bu hastalıklardan birine mübtela olanlar meseleleri doğru değerlendiremez ve hakka hürmet faziletine eremezler.

***
Asırlardır çekiyoruz; bari çilelerimiz arınmamıza vesile olsa; fakat, onun için de kalb safveti, konumu değerlendirme ve ciddi nedamet gerekli…

***
İlim gerçek kıymetini ibadetle kazanır; onun için ıstılahta, bilip de uygulamayanın sıfatı da “câhil”dir. Fakat, ilim ibadetin bir adım önündedir; zira, bilmeyen doğru ibadet edemez. Nihayet, ilimsiz ibadet, ibadetsiz de ilim olmaz.