Hz. Hârûn’un Hayatı: Kur’an, Hadis ve Sahih Kaynaklara Dayalı Kapsamlı Bir İnceleme
Hz. Hârûn, İslam inancına göre Hz. Mûsâ’nın kardeşi ve ona destek olarak gönderilen bir peygamberdir. Kur’an-ı Kerim’de adı yirmi yerde zikredilen Hz. Hârûn, umumiyetle kardeşi Hz. Mûsâ ile birlikte anılır . Aşağıda onun kimliği, soyu, peygamberliği, Hz. Mûsâ’ya yardımcı oluşu, Firavun ile mücadelesi ve buzağı olayındaki tutumu hakkında sahih kaynaklara dayalı bilgiler sunulmaktadır.
Kimliği, Soyu ve Fiziksel Özellikleri
Hz. Hârûn, İsrâiloğulları’nın atası Hz. İshâk’ın soyundan gelmektedir . Babası İmrân, annesi Yûkâbîd‘dir . Tevrat’taki bilgilere göre Levi ailesinden Amram ile Yokebed’in oğlu olan Hârûn, Hz. Mûsâ’nın erkek kardeşidir. Mûsâ’dan üç yaş büyük, kız kardeşi Miryam’dan (Meryem) küçüktür . Firavun’un İsrâiloğulları’nın erkek çocuklarını öldürme emrinden önce dünyaya gelmiştir .
Diyanetin aktardığına göre, Hz. Hârûn kardeşi Hz. Mûsâ’dan daha uzun boylu, yapılı, beyaz tenli, yumuşak huylu idi. Lisanı da daha fasih ve iyi bir hatipti . İsminin manası “parlayan” demektir . Bu isim, onun etrafını Hakk’ın nuruyla aydınlatan ve insanları doğru yola ileten peygamberlik görevine işaret eder .
Peygamberliği ve Hz. Mûsâ’ya Yardımcı Oluşu
Hz. Hârûn’un peygamberliği, Hz. Mûsâ’nın duası üzerine gerçekleşmiştir. Hz. Mûsâ, Firavun’a gönderildiğinde kendisinin “ağzı ve dili ağır bir kişi” olduğunu söyleyerek endişesini dile getirmiş ve kardeşi Hârûn’un kendisine yardımcı olmasını istemiştir. Bunun üzerine Allah, Hz. Hârûn’u da peygamber olarak görevlendirmiştir .
Kur’an’da bu durum şöyle anlatılır: Hz. Mûsâ, “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. Bana ailemden birini yardımcı yap. Kardeşim Harun’u. Onunla gücümü artır. Onu işime ortak et” (Tâhâ, 20/25-32) diye dua etmiştir. Allah da “İstediğin sana verildi ey Musa!” (Tâhâ, 20/36) buyurarak bu duayı kabul etmiştir . Diyanet Haber’in ifadesiyle, “Risalet görevinde Musa’ya (as) yardımcı olsun diye Allah (cc) Hz. Harun’u da peygamber seçti. İki kardeşe de hakkı batıldan ayıran Furkan (Tevrat) indirildi” (Enbiyâ, 21/48) .
Hz. Hârûn’un en belirgin özelliği, fasih konuşması ve güçlü hitabetidir. Bu sebeple Hz. Mûsâ, Firavun’a karşı kendisini desteklemesi için kardeşini yanına almıştır . İslam Peygamberi’nden (s.a.v.) gelen bir rivayette, Hz. Ali’ye hitaben “Ey Ali, bana nisbetle sen, Musa’ya nisbetle Harun derecesinde olmaya razı olmaz mısın?” buyurulmuştur . Bu hadis, Hz. Hârûn’un Hz. Mûsâ yanındaki konumunun ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Firavun ile Mücadele
Hz. Mûsâ ve Hz. Hârûn, Allah’ın emriyle birlikte Firavun’a gitmişlerdir. Cenab-ı Hak onlara şöyle emretmiştir: “Sen ve kardeşin mucizelerimle gidin; beni anmakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz beraber Firavun’a gidin, çünkü o sınırı çok aştı. Yine de ona söyleyeceklerinizi yumuşak bir üslupla söyleyin, ola ki aklını başına toplar veya içine bir korku düşer” (Tâhâ, 20/42-44) .
İki kardeş, Firavun’a tevhid inancını tebliğ etmiş ve İsrâiloğulları’nı serbest bırakmasını istemişlerdir. Diyanet Haber’in ifadesiyle, “Kardeş iki peygamber, Allah’ın yardımıyla onun zulmüne ve saltanatına son vereceklerdi” . Firavun’un inkârı üzerine Allah, Mısırlılar üzerine çeşitli belalar göndermiş ve sonunda İsrâiloğulları Mısır’dan çıkarılmıştır.
Buzağı Olayı ve Hz. Hârûn’un Tutumu
Hz. Mûsâ, Tûr dağına çıkmadan önce kavminin başına kardeşi Hz. Hârûn’u vekil bırakmıştır . Ancak Hz. Mûsâ Tûr’da iken İsrâiloğulları, Sâmirî’nin yaptığı altın buzağı heykeline tapmaya başlamışlardır. Hz. Hârûn, onları bu hatadan vazgeçirmeye çalışmış, ancak kavmi onu dinlememiş ve hatta onu öldürmekle tehdit etmiştir .
Kur’an’da Hz. Hârûn’un bu konudaki savunması şöyle yer alır: “Kavminin kendisini zayıf bulduklarına, neredeyse kendisini öldüreceklerine” işaret edip suçsuz olduğunu söylemiştir . Hz. Mûsâ döndüğünde kavminin buzağıya taptığını görünce çok öfkelenmiş, ancak kardeşinin masum olduğunu anlayınca Rabbine sığınmış ve kendisi ve kardeşi için af dilemiştir .
Hadislerde Hz. Hârûn
Sahih hadislerde Hz. Hârûn’a dair en önemli rivayet, Hz. Ali ile ilgili olandır. Buhârî ve Müslim’de yer alan bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali’ye şöyle buyurmuştur: “Sen bana nisbetle, Harun’un Musa’ya nisbeti gibisin. Ancak benden sonra peygamber yoktur” . Bu hadis, hem Sünni hem de Şii kaynaklarda sahih kabul edilmektedir .
Ayrıca Hz. Hârûn’un neslinden peygamberler geldiğine dair rivayetler de bulunmaktadır. İslam Peygamberi’nden (s.a.v.) gelen bir rivayete göre, peygamberler nesli Hz. Hârûn’dan devam etmiştir. İlyas Peygamber (a.s.) onun torunlarından kabul edilmektedir .
Vefatı ve Kabri
Hz. Hârûn’un ömrü ve vefatı konusunda kaynaklarda farklı rivayetler bulunmaktadır. Tarihçilere göre Hz. Hârûn, 123 ile 133 yaşları arasında ve Hz. Mûsâ’dan üç yıl önce vefat etmiştir . Bir rivayete göre Hz. Mûsâ, Hârûn’u Sina Dağı’na götürmüş ve orada vefat etmiştir .
Kabrinin yeri konusunda da ihtilaf vardır. Ürdün’ün batısında Hor Dağı’nın tepesinde Hz. Hârûn’a ait olduğu söylenen bir kabir bulunmaktadır. Bu dağ, Petra yakınlarındaki Cebel Harun (Harun Dağı) olarak da bilinir .
Değerlendirme
Hz. Hârûn’un hayatı, kardeşlik bağının, yardımlaşmanın ve peygamberlik görevine sadakatin önemli bir örneğidir. Onun Hz. Mûsâ’nın duası üzerine peygamber olarak görevlendirilmesi, fasih hitabetiyle Firavun’a karşı kardeşini desteklemesi, buzağı olayında kavmini uyarması ve Hz. Ali ile ilgili sahih hadiste örnek gösterilmesi, Kur’an ve sahih hadislerde açıkça ortaya konmuştur. Sahih hadislerde onun fazileti ve neslinin devamı vurgulanmıştır . Ancak hayatının detaylarına dair bazı rivayetlerin (vefatının kesin şekli, kabrinin tam yeri gibi) sahih hadislerle değil, tarih ve kısas-ı enbiyâ kaynaklarındaki bilgilerle sabit olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle Hz. Hârûn hakkında konuşurken Kur’an’ın açık beyanları ile sahih hadislerdeki bilgileri esas almak, İsrailiyyat kaynaklı detaylardan kaçınmak ilmi bir zorunluluktur.

