Hz. Nûh’un Hayatı: Kur’an, Hadis ve Sahih Kaynaklara Dayalı Kapsamlı Bir İnceleme
Hz. Nûh, İslam inancına göre ilk rasûl (resul) olarak kabul edilen, ulu’l-azm peygamberlerden biridir. Kur’an-ı Kerim’de adı 43 yerde zikredilen ve kendisine müstakil bir sûre (Nûh Sûresi) indirilen bu peygamber, insanlık tarihinin en uzun süreli tebliğ mücadelesini vermiş ve kavmi tufan ile helâk edilmiştir. Aşağıda onun kimliği, tebliğ süreci, kavminin özellikleri, gemi inşası, tufan ve sonrası hakkında sahih kaynaklara dayalı bilgiler sunulmaktadır.
Kimliği, Soyu ve İlk Rasûl Oluşu
Hz. Nûh’un soyu, genel kabul gören şecereye göre Nûh b. Lâmek b. Müteveşlih b. Uhnûh (İdris) b. Yared b. Mehlail b. Kaynan b. Enuş b. Şit b. Âdem şeklindedir. Buhârî’de İbn Abbas’tan rivayet edilen sahih bir habere göre, Hz. Âdem ile Hz. Nûh arasında on nesil vardır ve bunların hepsi İslam üzere yaşamışlardır . Bu rivayet, Nûh’un tebliğine kadar insanlığın tevhid inancından uzaklaşmadığını, ancak onun döneminde putperestliğin yaygınlaştığını göstermektedir.
Hz. Nûh’un ilk rasûl olduğu, sahih hadislerle sabittir. Buhârî ve Müslim’de yer alan şefaat hadisinde, kıyamet günü insanların Hz. Nûh’a gelerek “Ey Nûh! Sen yeryüzüne gönderilen ilk rasûlsün” diyecekleri bildirilmiştir . Enes b. Malik’ten rivayet edilen hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar Nûh’a giderler, çünkü o, Allah’ın yeryüzü halkına gönderdiği ilk rasûldür” .
Nûh’un kaç yaşında peygamber olduğu konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte, İbn Abbas’a nispet edilen görüşe göre 40 yaşında peygamber olarak gönderilmiş, 950 yıl kavmini tebliğ etmiş, tufandan sonra 60 yıl daha yaşamış ve toplam 1050 yıl ömür sürmüştür . Kur’an’da ise onun kavmi arasında “bin seneden elli sene eksik” kaldığı bildirilir (Ankebût, 29/14).
Kavminin Özellikleri ve Putperestliğe Sapmaları
Hz. Nûh’un kavmi, Kur’an’da “Nûh kavmi” olarak anılır. Rivayetlere göre bu kavim, Benî Râsib olarak da bilinmektedir . Başlangıçta tevhid inancı üzere olan bu topluluk, zamanla sapmış ve putperestliğe düşmüştür. Nûh Sûresi’nde kavminin taptığı putların isimleri açıkça zikredilir: Vedd, Suvâ, Yeğûs, Yeûk ve Nesr (Nûh, 71/23). Bu putların, aslında salih kimselerin veya meleklerin isimleri olduğu, zamanla bunlara tapılmaya başlandığı rivayet edilir .
Kavminin ileri gelenleri (mele’), Hz. Nûh’a karşı kibirlenmiş ve onu küçümsemişlerdir. Kur’an’da bu tutum şöyle anlatılır: “Kavminin inkâra sapmış ileri gelenleri dediler ki: ‘Bu adam, size üstünlük kurmak isteyen, sadece sizin gibi sıradan bir insandır. Eğer Allah (elçi göndermek) isteseydi herhalde bir melek gönderirdi. Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Bu adam olsa olsa cin çarpmış biridir; bir süre onu gözetim altında tutun.'” (Mü’minûn, 23/24-25) . Ayrıca onu “apaçık bir sapıklık içinde” görmekle suçlamışlar (A’râf, 7/60) ve “yalancı” demişlerdir.
Tebliğ Süreci: Gece Gündüz, Gizli ve Açık Davet
Hz. Nûh’un tebliğ metodu, Kur’an’ın en detaylı şekilde anlattığı davet örneklerinden biridir. Nûh Sûresi’nde onun şu sözleri yer alır: “Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim. Fakat davetim, onların kaçışlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı. Ben onları bağışlaman için her davet edişimde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler. Sonra ben onları açıktan açığa davet ettim. Sonra onlara ilan ettim ve gizli gizli konuştum.” (Nûh, 71/5-9) .
Bu ayetler, Hz. Nûh’un tebliğinde hiçbir yöntemi ihmal etmediğini gösterir: gece-gündüz, gizli-açık, bireysel-toplumsal her türlü davet yolunu denemiştir. Ancak kavmi inatla direnmiş, onu dinlememiş ve alay etmiştir. Kavminin ileri gelenleri, ona uyanların “sıradan insanlar” (arzeller) olduğunu söyleyerek onu küçümsemişlerdir (Hûd, 11/27). Hz. Nûh ise onlardan hiçbir ücret istemediğini, ecrinin yalnızca Allah’a ait olduğunu bildirmiştir (Yûnus, 10/72; Hûd, 11/29).
Gemi İnşası ve Alaylar
Kavminin iman etmeyeceği kesinleşince Allah, Hz. Nûh’a gemi yapmasını emretmiştir: “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana hitap etme; çünkü onlar boğulacaklardır.” (Hûd, 11/37) . Hz. Nûh, gemi inşa ederken kavminin ileri gelenleri yanından geçtikçe onunla alay etmişlerdir. Kur’an’da bu durum şöyle anlatılır: “Kavminin ileri gelenleri, yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. Nûh da ‘Bizimle alay ediyorsanız, biz de sizinle alay edeceğiz; tıpkı sizin bizimle alay ettiğiniz gibi’ dedi.” (Hûd, 11/38) .
Gemi, Allah’ın emriyle ve vahyi doğrultusunda inşa edilmiştir. Rivayetlere göre gemi, üç katlı olarak yapılmış ve içine her canlıdan birer çift, iman edenler ve Hz. Nûh’un ailesi (hakkında hüküm verilmiş olanlar hariç) yerleştirilmiştir (Hûd, 11/40). Gemiye binenlerin sayısı konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte, İbn Abbas’a nispet edilen bir görüşe göre bu sayı 80 kişi civarındadır .
Tufan ve Helâk
Allah’ın emri geldiğinde yerden sular fışkırmış ve gökten şiddetli yağmur yağmıştır. Kur’an’da bu an şöyle tasvir edilir: “Biz de göğün kapılarını dökülen sularla açtık. Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.” (Kamer, 54/11-12) . Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında yol almıştır.
Bu sırada Hz. Nûh, oğlu Yâm (veya Kan’ân) için endişelenmiş ve onu gemiye çağırmıştır: “Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerle beraber olma!” (Hûd, 11/42). Ancak oğlu, “Ben bir dağa sığınırım, beni sudan kurtarır” diyerek babasının çağrısını reddetmiş ve boğulanlardan olmuştur (Hûd, 11/43) . Bu olay, imanın ve hidayetin soy bağından üstün olduğunu gösteren önemli bir ders niteliğindedir.
Tufan sona erdiğinde Allah, yere “Suyunu yut!” ve göğe “Suyunu tut!” diye emretmiş, sular çekilmiş ve gemi Cûdî Dağı’na oturmuştur (Hûd, 11/44). Hz. Nûh’a hitaben “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle gemiden in!” buyurulmuştur (Hûd, 11/48) . Bu emir, yeni bir hayatın, yeni bir neslin başlangıcı olmuştur. Rivayetlere göre insanlık, gemiye binenlerin neslinden türemiştir.
Hadislerde Hz. Nûh ve Ömrünün Uzunluğu
Sahih hadislerde Hz. Nûh’un ömrü ve tebliğ süresiyle ilgili önemli bilgiler yer alır. Enes b. Malik’ten rivayet edilen bir hadiste, ölüm meleğinin Hz. Nûh’a gelerek “Ey peygamberlerin en uzun ömürlüsü! Dünyayı nasıl buldun?” diye sorduğu, Hz. Nûh’un da “İki kapısı olan bir eve giren, ortasında bir süre durup diğer kapıdan çıkan adam gibi” cevabını verdiği nakledilir . Bu cevap, dünyanın geçiciliğini veciz bir şekilde ifade eder.
Hz. Nûh’un tebliğ süresinin 950 yıl olduğu Kur’an’da açıkça bildirilmiştir (Ankebût, 29/14). Bu sürenin, onun peygamberlik öncesi yaşını da kapsayıp kapsamadığı konusunda farklı yorumlar bulunmakla birlikte, âlimlerin çoğunluğu bu sürenin tebliğ süresi olduğunu kabul eder. İbn Abbas’a nispet edilen görüşe göre ise Nûh, 40 yaşında peygamber olmuş, 950 yıl tebliğ etmiş ve tufandan sonra 60 yıl daha yaşamıştır .
Değerlendirme
Hz. Nûh’un hayatı, İslam inancının temel prensiplerini yansıtan çok yönlü bir kıssadır. Onun ilk rasûl oluşu, tevhid inancının insanlık tarihindeki başlangıcını; 950 yıllık tebliğ süreci, davette sabır ve ısrarın önemini; gemi inşası, Allah’ın emrine teslimiyeti; tufan ve helâk, inkârın kaçınılmaz sonunu; oğlunun boğulması, hidayetin soy bağından üstün olduğunu; Cûdî’ye oturan gemi ve bereketli iniş, ise Allah’ın müminlere olan korumasını ve yeni başlangıçları simgeler. Kur’an ve sahih hadislerde yer alan bilgiler, onun peygamberliğini, tebliğ metodunu ve kavminin akıbetini açıkça ortaya koymaktadır. İslam âlimleri, bu kıssayı anlatırken İsrailiyyat kaynaklı detaylardan (gemiye binenlerin isimleri, geminin boyutları, tufanın küresel mi bölgesel mi olduğu gibi) kaçınmanın ve sahih kaynaklara bağlı kalmanın önemine dikkat çekerler.

