Hz. İsmâil’in Hayatı: Kur’an, Hadis ve Sahih Kaynaklara Dayalı Kapsamlı Bir İnceleme

Hz. İsmâil, İslam inancına göre Hz. İbrâhim’in oğlu, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) atası ve Arap kavminin soyunun dayandığı peygamberdir. Kur’an-ı Kerim’de adı zikredilen ve “sadık-ı va’d” (sözüne sadık) olarak nitelendirilen bu peygamber hakkında sahih kaynaklarda yer alan bilgiler, onun hem peygamberlik vasfını hem de teslimiyetini ortaya koymaktadır. Aşağıda onun doğumu, Mekke’ye bırakılışı, Zemzem’in çıkışı, kurban imtihanı, Kâbe’nin inşası ve peygamberliği hakkında sahih kaynaklara dayalı bilgiler sunulmaktadır.

Doğumu ve Soyu

Hz. İsmâil, Hz. İbrâhim’in ilk eşi Hz. Sâre’den çocuğu olmayınca, Sâre’nin teklifiyle evlendiği Hz. Hacer’den dünyaya gelmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında belirtildiğine göre, Hz. İbrâhim Allah’a “Rabbim! Bana iyilerden olacak bir evlat ver” diye yalvarmış, Rabbi de onu “iyi huylu, akıllı, salih bir evlatla” müjdelemiştir (Sâffât, 37/100-101) . Bu müjde üzerine doğan çocuğa, “Allah’a itaat eden” anlamına gelen İsmâil adı verilmiştir .

Hz. İsmâil’in soyu, babası Hz. İbrâhim üzerinden Hz. Nûh’a dayanır. TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre, Hz. İsmâil’in neslinden gelenler Arap Yarımadası’nın kuzeyinde yaşamış ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) soyu buraya dayanmıştır . Nitekim sahih bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah, Kinâne’yi İsmâil oğullarından, Kureyş’i Kinâne’den, Hâşimoğulları’nı Kureyş’ten, beni de Hâşimoğulları’ndan seçti” (Müslim, 2276) .

Mekke’ye Bırakılışı ve Zemzem’in Çıkışı

Hz. İsmâil henüz bebekken, Allah’ın emriyle Hz. İbrâhim onu ve annesi Hz. Hacer’i bugün Kâbe’nin bulunduğu yere bırakmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aktardığına göre, Hacer ıssız Mekke vadisinde su ve erzak azalınca endişeye kapılmış, oğluna su bulabilmek için Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmiştir. Bu arayışın ardından döndüğünde, Hz. İsmâil’in ayaklarını vurduğu yerden suyun fışkırarak aktığını görmüştür .

Bu mucizevi suya, Hacer’in “yavaş yavaş ak, dur” anlamında söylediği sözden dolayı Zemzem denilmiştir. Buhârî’de yer alan sahih bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah İsmâil’in annesine rahmet etsin. Eğer suyun önünü kapamasaydı zemzem akıp giden bir ırmak olurdu” (Buhârî, Enbiyâ, 9) . Bu olay, Mekke’nin kuruluşuna ve Kâbe’nin bulunduğu bölgenin kutsallığına zemin hazırlamıştır.

Kurban İmtihanı ve Teslimiyeti

Hz. İsmâil’in hayatındaki en önemli imtihan, babası Hz. İbrâhim’in gördüğü rüya üzerine onu kurban etme emridir. Kur’an-ı Kerim’de bu olay şöyle anlatılır: “Babası ona, ‘Yavrum! Ben rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Düşün, ne dersin?’ dedi. O da, ‘Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın’ dedi” (Sâffât, 37/102) .

Diyanetin detaylı olarak aktardığı bu sahnede, Hz. İsmâil’in teslimiyeti şöyle tasvir edilir: “O da, ‘Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın’ dedi” . Tam bu sırada Allah’tan bir ses gelmiş ve büyük bir koç fidye olarak gönderilmiştir. Bu olay, İslam’da kurban ibadetinin kökenini oluşturur.

TDV İslam Ansiklopedisi’nde belirtildiğine göre, İbn İshak’ın rivayetinde Hz. İsmâil babasına “yüklendiği görevi yerine getirmesini, endişe etmemesini, kendisinin sabredeceğini, ancak yine de kendisini sıkı bağlamasını ve yüzükoyun yatırmasını” söylemiştir . Bu rivayet, onun teslimiyetinin ne kadar derin olduğunu göstermektedir.

Kurban edilecek kişinin İsmâil mi yoksa İshak mı olduğu konusunda İslam âlimleri arasında ihtilaf bulunmaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi, “Kurban edilmesi istenenin İshak olduğunu ileri sürenler de İsmâil olduğunu savunanlar da kendi görüşlerini destekleyen deliller getirmişlerdir” der . Ancak İbn Abbas’tan gelen rivayetlerde kurban edilenin İsmâil olduğu belirtilmektedir .

Kâbe’nin İnşası

Hz. İsmâil, babası Hz. İbrâhim ile birlikte Kâbe‘yi inşa etmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında bu süreç şöyle anlatılır: “Hz. İbrâhim (as), iki kez Mekke’ye giderek oğlu İsmâil’i (as) ziyaret eder ve ona Rabbinin burada kendisi için Beyt’ini yeniden yapmayı emrettiğini haber verir. İsmâil (as) da babasına destek olarak Rabbine itaat etmesini, kendisinin de ona yardım edeceğini söyler” .

Buhârî’de yer alan uzun bir hadiste bu inşa süreci detaylıca anlatılır: “İşte o zaman Hazreti İbrahim ile Hazreti İsmail, baba oğul Kâbe’nin temelini attılar ve duvarını örmeye başladılar. Duvar taşlarını Hazreti İsmail verir, Hazreti İbrahim de duvarı örerdi. Sonra Kâbe’nin duvarları iyice yükselince, Hazreti İsmail, şimdi ‘Makam-ı İbrahim’ diye ziyaret edilen taşı getirdi. O taşı Hazreti İbrahim’in ayakları altına koydu. Böylece Hazreti İbrahim o taş üzerinde durarak duvarı örüyor ve Hazreti İsmail de ona taşları veriyordu. Her ikisi de Allah’a şöyle dua ediyorlardı: ‘Ey Rabbimiz! Bu hayırlı işi sen bizden kabul buyur. Muhakkak ki sen duamızı işiten, niyetimizi de bilensin'” (Buhârî, Enbiyâ, 9) .

Kur’an-ı Kerim’de de bu dua şöyle yer alır: “Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi bizden kabul buyur. Sen gören ve bilensin. Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar” (Bakara, 2/127-128) .

Peygamberliği ve Ahlakı

Hz. İsmâil, babası Hz. İbrâhim gibi peygamberlikle görevlendirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de onun peygamberliği ve ahlakı şöyle bildirilir: “Kitapta İsmâil’i de an! Gerçekten o çok doğru sözlü bir peygamberdi. Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi ve Rabbi katında rızaya ermiş bir kimseydi” (Meryem, 19/54-55) .

TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre, bu ayette Hz. İsmâil’in “sadık-ı va’d” (sözüne sadık) oluşu özellikle vurgulanmıştır. Bu vasıf, onun kurban imtihanındaki teslimiyetiyle doğrudan ilişkilidir . Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tefsirinde de “Kur’an-ı Kerîm’de onun sözünde sadık, Allah’ın rızasını kazanmış bir peygamber (resul ve nebî) olduğu açıkça ifade buyurulmuştur” denilir .

Hz. İsmâil’in sabrı da Kur’an’da özellikle zikredilmiştir: “İsmâil’i, İdrîs’i ve Zülkifl’i de yâdet. Hepsi de sabreden kimselerdendi. Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi” (Enbiyâ, 21/85-86) . Diyanet tefsirine göre bu ayetteki sabır vurgusu, onun kurban imtihanındaki teslimiyetine işaret etmektedir .

Sahih hadislerde Hz. İsmâil’in fazileti ve neslinin üstünlüğüne dair bilgiler yer alır. Vâsile b. Eska’dan rivayet edilen ve Müslim’de yer alan hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah, Kinâne’yi İsmâil oğullarından seçti, Kureyş’i Kinâne’den seçti, Hâşimoğulları’nı Kureyş’ten seçti, beni de Hâşimoğulları’ndan seçti” (Müslim, 2276) . Bu hadis, Hz. İsmâil’in neslinin İslam tarihindeki merkezi konumunu ortaya koymaktadır.

Ailesi ve Vefatı

Hz. İsmâil, Mekke’de Cürhüm kabilesinden bir kadınla evlenmiştir. Buhârî’de yer alan uzun bir hadiste, Hz. İbrâhim’in oğlunu ziyaretleri sırasında geliniyle arasında geçen konuşmalar ve ona verdiği öğütler anlatılır. Bu rivayete göre Hz. İbrâhim, ilk gelininin geçimsiz olduğunu görünce oğluna “kapının eşiğini değiştirmesini” (yani eşini boşamasını) söylemiş, Hz. İsmâil de bu öğüde uymuştur. Daha sonraki ziyaretinde ise ikinci gelinini iyi huylu bulmuş ve oğluna “kapısının eşiğini sabit tutmasını” (yani eşini boşamamasını) tavsiye etmiştir (Buhârî, Enbiyâ, 9) .

Hz. İsmâil’in vefatı ve kabri konusunda kaynaklarda farklı rivayetler bulunmaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi, onun Mekke’de vefat ettiğini ve Kâbe’nin yanındaki Hicr bölgesinde defnedildiğini belirtir . Bazı rivayetlerde ise ömrünün 137 yıl olduğu nakledilir.

Değerlendirme

Hz. İsmâil’in hayatı, teslimiyetin, sabrın ve sadakatin sembolü olarak İslam inancında önemli bir yere sahiptir. Onun Mekke’ye bırakılışı, Zemzem’in çıkışı, kurban imtihanındaki teslimiyeti, Kâbe’nin inşasındaki rolü ve peygamberliği, Kur’an ve sahih hadislerde açıkça ortaya konmuştur. Onun neslinden gelen Hz. Muhammed (s.a.v.), İslam’ın son peygamberi olarak bu kutlu soyun zirvesini temsil etmektedir. Kur’an ve sahih hadislerde yer alan bilgiler, onun peygamberliğini ve ahlakını ortaya koymaktadır. Ancak hayatının detaylarına dair bazı rivayetlerin (evlilikleri, ömrünün kesin süresi, kabrinin tam yeri gibi) sahih hadislerle değil, tarih ve kısas-ı enbiyâ kaynaklarındaki bilgilerle sabit olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle Hz. İsmâil hakkında konuşurken Kur’an’ın açık beyanları ile sahih hadislerdeki bilgileri esas almak ilmi bir zorunluluktur.