Hz. Eyyûb’un Hayatı: Kur’an, Hadis ve Sahih Kaynaklara Dayalı Kapsamlı Bir İnceleme

Hz. Eyyûb, İslam inancına göre sabır denilince akla gelen ilk isim olan, Kur’an-ı Kerim’de adı zikredilen ve Allah tarafından “sabırlı bir kul” olarak nitelendirilen peygamberdir. Kur’an’da dört yerde adı geçen Hz. Eyyûb’un kıssası, hastalık ve musibetler karşısında gösterdiği eşsiz sabrın sembolü olarak anlatılır . Aşağıda onun kimliği, serveti, imtihanı, duası, şifası ve sahih hadislerdeki yeri hakkında kaynaklara dayalı bilgiler sunulmaktadır.

Kimliği, Soyu ve Peygamberliği

Hz. Eyyûb’un soyu, İslam tarihi kaynaklarında genel kabul gören bir zincirle Hz. İbrahim’e bağlanır. TDV İslam Ansiklopedisi ve akademik çalışmalarda belirtildiğine göre, Eyyûb İshak’ın (a.s.) oğlu ‘İs’in torunlarındandır. Babası Mûs oğlu Râzıh’tır. İbn Asâkir’e göre annesi, Lût peygamberin kızıdır . Kur’an-ı Kerim’de ise onun Hz. İbrahim’in soyundan olduğu bildirilir: “Onun (İbrahim’in) soyundan Dâvûd’a, Süleyman’a, Eyyûb’e, Yûsuf’a, Mûsâ’ya ve Hârûn’a…” (Nisâ, 4/163; En’âm, 6/84) .

Hz. Eyyûb’un peygamberliği, Kur’an’da açıkça bildirilmiştir. Nisâ Sûresi’nde “Eyyûb’e vahiy gönderdiğimiz” ifade edilir (Nisâ, 4/163) ve En’âm Sûresi’nde “hidayete erdirdiğimiz” kimseler arasında zikredilir (En’âm, 6/84) . Kaynaklarda onun Musul ve Ninova ahalisine peygamber olarak gönderildiği nakledilir . Ancak Kur’an’da onun kavmiyle olan tebliğ mücadelesine dair herhangi bir bilgi yer almamaktadır; kıssanın merkezinde daha çok sabır ve imtihan teması bulunur .

Serveti ve Nimetler İçindeki Hayatı

Hz. Eyyûb, imtihan edilmeden önce büyük bir servete ve geniş nimetlere sahipti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında belirtildiğine göre, “Hz. Eyyüb mal mülk sahibi, varlıklı, ailesi ve çocukları ile birlikte sağlık sıhhat içinde hayatını sürdürmektedir” . Kaynaklarda onun Şam taraflarında geniş arazilere, sayısız mala, bağlara, bahçelere ve hayvan sürülerine sahip olduğu nakledilir. Emrinde binlerce insanın ve kölenin bulunduğu, davar ve hayvan sürülerinin sayısının on binleri aştığı belirtilir .

Akademik bir çalışmada onun bu servet içindeki ahlakı şöyle tasvir edilir: “O, takvâ sahibi, yoksullara karşı merhametli, dulları ve yetimleri kollayan, misafire ikram eden, yolcuların yardımına koşan ve Allah’ın verdiği nimetlere şükreden, Allah’tan korkan, kötülükten sakınan, kâmil, doğru, iyi ve metanetli bir peygamberdi” . Bu tasvir, onun servetinin kendisini gaflete düşürmediğini, aksine şükür ve ibadet içinde bir hayat sürdüğünü göstermektedir.

İmtihanı: Mal, Evlat ve Sağlık Kaybı

Hz. Eyyûb’un imtihanı, peygamberler arasında en ağır ve en kapsamlı olanlardan biridir. Diyanet’in aktardığına göre, “Zamanla o, önce sahibi olduğu malları, sonra çocuklarını sonra da sağlığını kaybetmekle imtihan edilir” . Kur’an’da bu imtihanın detayları verilmemekle birlikte, onun “derde uğradığı” bildirilir: “Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, ‘Şüphesiz ki ben derde uğradım. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin’ diye niyaz etmişti” (Enbiyâ, 21/83) .

Ayette geçen “ed-durr” (dert) kelimesinin, “vücuduna, ailesine ve malına gelebilecek bütün musibetleri kapsayacak şekilde genellik ifade ettiği” belirtilir . Yani Hz. Eyyûb’un imtihanı sadece hastalıkla sınırlı kalmamış, malını, evlatlarını ve sağlığını kapsayan çok yönlü bir musibet olmuştur.

Hz. Eyyûb’un hastalığının süresi konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Sahih hadislerde bu sürenin on sekiz yıl olduğu bildirilmiştir. Enes b. Mâlik’ten rivayet edilen bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın peygamberi Eyyûb, hastalığı içinde on sekiz yıl kaldı. Yakınları ve uzakları onu terk etti; sadece kardeşleri arasında en yakın olan iki kişi onu ziyaret etmeye devam etti” . Bu hadis, onun imtihanının ne kadar uzun ve ağır olduğunu göstermektedir.

TDV İslam Ansiklopedisi, hastalığın mahiyeti konusunda şu bilgiyi verir: “Eyyûb’un ayak tabanından tepesine kadar bütün vücudunda kötü çıbanlar çıkar” . Ancak Diyanet’in yayınlarında, “Müfessirler Hz. Eyyüb’ün başına gelenlerle ilgili güvenilir olmayan pek çok rivayet nakletmişlerdir. Ancak Kur’an onun durumunu mücmel olarak ifade etmiştir” denilerek, İsrailiyyat kaynaklı detaylara karşı ihtiyatlı olunması gerektiği vurgulanır .

Şeytanın Vesvesesi ve Hz. Eyyûb’un Direnci

Kur’an’da Hz. Eyyûb’un duasının bir bölümünde şöyle dediği bildirilir: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” (Sâd, 38/41) . Müfessirler bu ayetteki şeytanın rolü konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Diyanet’in değerlendirmesine göre, “Kur’an’da şeytanın insan üzerinde bir gücünün olmadığı, onun rolünün sadece vesvese vermekten ibaret olduğu ifade edilmektedir” (İbrahim, 14/22; Nahl, 16/99). Buna göre şeytan, Hz. Eyyûb’a “sahibi olduğu nimetleri kaybettiğini hatırlatmakta, başına gelenleri gözünde büyütmekte, böyle bir azabı hak etmediğini söylemekte, onu hoşnutsuzluğa ve şikâyetçi olmaya teşvik etmekte, Allah hakkında su-i zanna veya öfkeye düşürmek istemektedir” .

Ancak Hz. Eyyûb, tüm bu vesveselere rağmen sabrını ve teslimiyetini korumuştur. Diyanet Haber’in ifadesiyle: “Şeytan, vesvese vererek onu Allah hakkında şüpheye düşürmek istemiştir. Ancak Hz. Eyyûb, bu vesveselere de teslim olmamış ve yine Allah’a sığınarak direnmiştir” .

Duası ve Şifası

Hz. Eyyûb’un duası, edep ve teslimiyetin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilir. Diyanet’in tespitine göre, duasında “talebini açıkça belirtmesi caiz ise de o talebini belirtmemiştir. Onun bu duasında bir şikâyet, bir serzeniş söz konusu değildir. Çünkü Allah Teâlâ onu ‘sabırlı bir kul’ olarak nitelemiştir (Sâd, 38/44)” . Onun sözlerinin şikâyet değil dua olduğunun delili, sonrasındaki ayette “Bunun üzerine biz onun duasını kabul ettik” denmesidir .

Allah, Hz. Eyyûb’un duasını kabul etmiş ve ona şifa vermiştir. Kur’an’da bu şifa emri şöyle bildirilir: “Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” (Sâd, 38/42) . Hz. Eyyûb bu emri yerine getirmiş, yerden fışkıran su ile yıkanıp içmiş ve Allah’ın izniyle eski sağlığına kavuşmuştur.

Diyanet’in yayınlarında bu şifanın ardından gelen nimetler şöyle ifade edilir: “Bunun üzerine Allah da onun duasını kabul ederek başına gelen felâketi kaldırmış, kendi tarafından bir rahmet ve ibadet edenler için bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini vermiştir” (Enbiyâ, 21/84) . Yani Allah, ona sadece sağlığını geri vermemiş, aynı zamanda kaybettiği ailesini ve malını da kat kat fazlasıyla lütfetmiştir.

Sahih Hadislerde Hz. Eyyûb

Sahih hadislerde Hz. Eyyûb’un sabrı ve imtihanına dair önemli bilgiler yer alır. Enes b. Mâlik’ten rivayet edilen ve Musannef türü kaynaklarda yer alan hadiste, onun hastalığının on sekiz yıl sürdüğü ve bu süre zarfında sadece iki kardeşinin onu ziyaret etmeye devam ettiği bildirilmiştir . Bu iki kişiden birinin, Hz. Eyyûb’un bir günah işlediği için bu cezayı çektiğini düşünerek onu kınadığı, Hz. Eyyûb’un ise “Allah biliyor ki ben, iki kişi bir araya gelip de Allah’ı anmadıkları bir söz söylediklerinde, onların bu sözlerinden dolayı Allah’ın adının anılmasına vesile olmak için yanlarından ayrılırdım” dediği nakledilir .

Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şu hadisi, Hz. Eyyûb’un sabrının mahiyetini ortaya koyar: “Bela bakımından insanların en sıkıntıda olanı peygamberlerdir. Sonra salihler, sonra da derece derece diğerleri gelir. Kişi dini ölçüsünde imtihan edilir. Dini (inancı) kuvvetli olanın imtihanı da ağır olur” . Bu hadis, Hz. Eyyûb’un çektiği sıkıntıların onun manevi derecesinin yükselmesine vesile olduğunu gösterir.

Değerlendirme

Hz. Eyyûb’un hayatı, sabrın, teslimiyetin ve Allah’a sığınmanın en güçlü örneklerinden birini sunar. Onun malını, evlatlarını ve sağlığını kaybetmesi, şeytanın vesveselerine rağmen şikâyet etmemesi, duasında edep ve nezaketi koruması, Allah’ın ona şifa ve kat kat nimetler vermesi, Kur’an ve sahih hadislerde açıkça ortaya konmuştur. Sahih hadislerde onun hastalığının on sekiz yıl sürdüğü ve bu süre zarfında sabrını koruduğu bildirilmiştir . Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınları, Hz. Eyyûb’un kıssasını anlatırken İsrailiyyat kaynaklı detaylardan (hastalığın cinsi, eşinin adı, kabrinin kesin yeri gibi) kaçınılması gerektiğine dikkat çeker . Bu nedenle Hz. Eyyûb hakkında konuşurken Kur’an’ın açık beyanları ile sahih hadislerdeki bilgileri esas almak ilmi bir zorunluluktur.