Hz. Yakub’un Hayatı: Kur’an, Hadis ve Sahih Kaynaklara Dayalı Kapsamlı Bir İnceleme

Hz. Yakub, İslam inancına göre Hz. İshak’ın oğlu, Hz. İbrâhim’in torunu ve İsrailoğulları’nın atası olan peygamberdir. Kur’an-ı Kerim’de adı on sûrede on altı defa zikredilen Hz. Yakub, aynı zamanda “İsrâil” lakabıyla da anılır ve bu isim Kur’an’da iki yerde tek başına, kırk bir yerde ise “Benî İsrâil” (İsrailoğulları) şeklinde geçer . Aşağıda onun kimliği, ailesi, evlat imtihanı, peygamberliği ve vefatı hakkında sahih kaynaklara dayalı bilgiler sunulmaktadır.

Kimliği, Lakabı ve Ailesi

Hz. Yakub’un soyu, Yakub b. İshak b. İbrâhim şeklinde zincirlenir. Annesi, Hz. İshak’ın eşi Rebeka’dır. TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre Yakub, Hz. İshak’ın oğlu olup peygamberdir ve Yahudi inancında “İsrâil’in ataları” diye adlandırılan üç kişiden biridir . Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da “Hz. Yakub’un babası İshak, dedesi İbrahim (a.s.) idi. Künyesi ‘Allah’ın kulu’ manasına gelen İsrâil’di” ifadesi yer alır .

“İsrâil” isminin anlamı konusunda İslam âlimleri farklı görüşler belirtmişlerdir. Şii müfessirler, “İsrâ”nın kul, “il”in Allah anlamına geldiğini ve bu sebeple İsrâil’in “Allah’ın kulu” demek olduğunu söylemişlerdir . Tevrat’ta ise bu ismin ona Tanrı ile güreştiği için verildiği anlatılır .

Hz. Yakub’un on iki oğlu olmuştur. Diyanet’in aktardığına göre, “Cenab-ı Hak Yakup’a (a.s.) on iki oğul bahşetmişti. Oğullarından ikisi, Yusuf ve Bünyamin, aynı anneden dünyaya gelmişti” . İbn Kesîr’in naklettiği detaylı listeye göre bu oğullar: Rûbîl, Şem’ûn, Lâvî, Yehûzâ, Îsâhâr, Zâbûlûn (Leyâ’dan); Yûsuf, Bünyâmin (Râhîl’den); Dân, Naftâlî (Râhîl’in cariyesinden); Câd, Âşîr (Leyâ’nın cariyesinden) şeklindedir . Bu on iki oğul, İsrailoğulları’nın on iki kabilesinin atası kabul edilir.

Evlat İmtihanı: Yusuf’un Kayboluşu ve Hasret

Hz. Yakub’un hayatındaki en büyük imtihan, oğlu Hz. Yusuf’un kayboluşu ve yıllarca süren hasretidir. Diyanet’in yayınlarında bu durum şöyle ifade edilir: “Yakup (a.s.) ise evlat acısı, hasreti ve evlatlarının ihanetiyle sınanan bir baba ve peygamberdi” .

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf’un gördüğü rüya ve babasına anlatması sahnesi şöyle yer alır: “Hani Yûsuf babasına, ‘Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı’ demişti” (Yûsuf, 12/4). Hz. Yakub bu rüyayı duyunca oğlunu uyarmıştır: “Babası, şöyle dedi: ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır'” (Yûsuf, 12/5) .

Diyanet’in makalesinde bu uyarının sebebi şöyle açıklanır: “Hz. Yakup, Yusuf’un peygamberliğe hazırlandığını anlar. Bu önemli bir işarettir ve artık Yusuf sadece korunacak küçük bir çocuk değil, aynı zamanda nübüvvetin geleceğidir” . Ne yazık ki kardeşleri, babalarının Yusuf’a gösterdiği ihtimamı kıskanmış ve onu kuyuya atarak babalarına “Yusuf’u kurt yedi” demişlerdir (Yûsuf, 12/8-18).

Hz. Yakub, oğlundan gelen haber üzerine büyük bir üzüntüye kapılmış, ancak sabrını korumuştur. Kur’an’da onun bu tutumu şöyle anlatılır: “Ve yüzünü onlardan çevirdi ve ‘Ah Yusuf’um!’ dedi. Ve üzüntüsünden gözleri ağardı. O, acısını içine atan bir kimseydi” (Yûsuf, 12/84). Diyanet’in yayınlarında bu sabır, “güzel bir sabır” olarak nitelendirilir: “Başına gelen sıkıntılara ‘güzel bir sabırla’ göğüs geren, ümidini asla kaybetmeyen bir peygamberdi” . Kur’an’da onun şu duası yer alır: “Ben ancak kederimi ve üzüntümü Allah’a şikâyet ediyorum. Ve Allah’tan biliyorum ki sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” (Yûsuf, 12/86) .

Rivayetlere göre bu ayrılık elli yıl sürmüştür . Ancak sonunda Hz. Yusuf, Mısır’da devlet görevine gelmiş ve ailesini yanına çağırmıştır. Kur’an’da bu kavuşma sahnesi şöyle anlatılır: “Yakub, Mısır’a girdiğinde, Yusuf ana-babasını kucakladı ve ‘Mısır’a, Allah’ın izniyle güven içinde girin’ dedi” (Yûsuf, 12/99).

Peygamberliği ve Vasıfları

Hz. Yakub, Kur’an-ı Kerim’de açıkça peygamber olarak nitelendirilmiştir. Nisâ Sûresi’nde “Nûh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya da vahiy gönderdik” (Nisâ, 4/163) buyurulmaktadır . Bu ayet, Hz. Yakub’un peygamberlik zincirindeki yerini açıkça ortaya koyar.

TDV İslam Ansiklopedisi, Hz. Yakub’un ahlaki vasıflarını şöyle sıralar: “Dedesi İbrâhim ve babası İshak gibi Yakub da güçlü bir iradeye, keskin bir zekâya sahiptir; kendisi ve zürriyeti seçkin ve hayırlı insanlardır (Sâd 38/45-46); onlar dürüst ve erdemli (Enbiyâ 21/72), muhsin (En’âm 6/84), sâlih (Enbiyâ 21/72), muhlis (Sâd 38/45-46) kullardır” . Diyanet’in makalesinde de onun “zayıf yapılı, vakarlı, uzun boylu, nezih görünümlü ve çehresi güzel” olduğu, “hitabı oldukça güçlü ve etkili” olduğu nakledilir .

Tevhid Mücadelesi ve Vasiyeti

Hz. Yakub, kavmini Allah’ın birliğine inanmaya davet etmiş ve tevhid mücadelesi vermiştir. Kur’an’da onun oğullarına yaptığı vasiyet, bu mücadelenin özünü yansıtır: “Yakub, oğullarına, ‘Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?’ demişti. Onlar da, ‘Senin Rabbine, ataların İbrâhim, İsmâil ve İshak’ın Rabbine, tek olan Allah’a kulluk edeceğiz ve biz O’na teslim olanlarız’ demişlerdi” (Bakara, 2/133) .

Diyanet’in fetva yayınında belirtildiğine göre, Hz. Yakub “babası İshak’ı Filistin’in Halil bölgesinde defnettikten sonra Ken’an diyarına yerleşmiştir. Yaşadığı bölge halkına peygamber olarak görevlendirilmiş ve Allah’tan aldığı vahiyleri kavmine tebliğ etmiştir” . Ayrıca “Hz. Yakub 50 yıl boyunca Ken’an halkını doğru yola ve Hazreti İbrahim’in (as) şeriatına davet etmiştir” .

Hadislerde Hz. Yakub

Sahih hadislerde Hz. Yakub’un fazileti ve neslinin üstünlüğüne dair önemli bilgiler yer alır. Buhârî ve Müslim’de yer alan bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en kerîmi (en cömert ve şereflisi) Allah’a en çok saygı duyanıdır. Dediler ki: ‘Biz bunu sormuyoruz.’ Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Öyleyse insanların en kerîmi, peygamber olan Yûsuf b. Yakub b. İshak b. İbrâhim’dir'” (Buhârî, Enbiyâ, 33; Müslim, Fedâil, 2379) .

Bir başka sahih hadiste ise İbn Ömer’den rivayetle: “Kerîm oğlu kerîm oğlu kerîm oğlu kerîm, Yûsuf b. Yakub b. İshak b. İbrâhim’dir” buyurulmuştur (Buhârî, Enbiyâ, 3390) . Bu hadisler, Hz. Yakub’un peygamberler zincirindeki seçkin konumunu ve neslinin şerefini ortaya koymaktadır.

Ayrıca Hz. Aişe’nin ifk hadisesiyle ilgili rivayette, Peygamberimiz ona “Eğer suçsuzsan Allah seni temize çıkarır” dediğinde Hz. Aişe’nin “Ben ancak Yusuf’un babası (Yakub) gibi güzel bir sabırla sabrederim” dediği nakledilir (Buhârî, Tefsir, 4690; Müslim, Tevbe, 2770) . Bu rivayet, Hz. Yakub’un sabrının Müslümanlar arasında darb-ı mesel haline geldiğini gösterir.

Vefatı ve Kabri

Hz. Yakub’un ömrü ve vefatı konusunda kaynaklarda farklı rivayetler bulunmaktadır. TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre, Tevrat’ta Hz. Yakub’un 147 yıl yaşadığı, 130 yaşında Mısır’a geldiği ve orada 17 yıl daha yaşadığı belirtilir . İbn Kesîr’in naklettiği rivayete göre de aynı süreler zikredilir: “Yakub’un Mısır’a girdiğinde yaşı yüz otuz idi. Mısır’da on yedi sene kaldı. Vefat ettiğinde yaşı yüz kırk yedi idi” .

Hz. Yakub, vefatından önce oğullarına vasiyette bulunmuş ve cenazesinin babası Hz. İshak’ın yanına, Filistin’in Hebron (El-Halil) bölgesindeki aile mezarlığına defnedilmesini istemiştir. İbn Kesîr’in naklettiğine göre, “Yusuf, babasının vasiyeti üzerine onu yükleyip Arz-ı Mukaddes’e götürdü ve orada İshak’ın yanına defnetti” . TDV İslam Ansiklopedisi de “147 yaşında ölen Ya’kûb vasiyeti gereği Makpela mağarasına (Hebron), İbrâhim ve karısı Sâre, İshak ve karısı Rebeka ile kendi karısı Lea’nın defnedildiği yere gömülür” der .

Değerlendirme

Hz. Yakub’un hayatı, evlat sevgisinin, sabrın ve tevhid mücadelesinin iç içe geçtiği çok yönlü bir kıssadır. Onun Hz. İbrâhim’in torunu ve İsrailoğulları’nın atası oluşu, “İsrâil” lakabı, on iki oğlu ve bu oğulların İsrail kabilelerinin ataları olması, Kur’an ve sahih hadislerde açıkça ortaya konmuştur. Yusuf’un kayboluşuyla başlayan elli yıllık hasret, onun “güzel sabır” örneği olarak Müslümanlar arasında darb-ı mesel haline gelmesine vesile olmuştur. Sahih hadislerde onun neslinin şerefi ve sabrının örnekliği vurgulanmıştır. Ancak hayatının detaylarına dair bazı rivayetlerin (doğum yeri, gençlik dönemi, eşlerinin isimleri, ömrünün kesin süresi gibi) sahih hadislerle değil, tarih ve kısas-ı enbiyâ kaynaklarındaki bilgilerle sabit olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle Hz. Yakub hakkında konuşurken Kur’an’ın açık beyanları ile sahih hadislerdeki bilgileri esas almak, İsrailiyyat kaynaklı detaylardan kaçınmak ilmi bir zorunluluktur.