Sanat Toplum Ilişkisi

Bozulmamış ve birtakım ön kabullerle esir edilmemiş insan fıtratı evrensel bir gerçeklik olan güzelliği keşfe muktedirdir ve sanat denilen olgu bu bağlamda evrensel bir gerçektir.

Her sanat eseri, içinde doğduğu toplumun etik, kültürel, sosyal ve fikri değerlerinin izlerini taşır. Esasen sanat eserinde bu etkileri taşıyan asıl taşıyıcı sanatçıdır. Sanatçı, içinde yaşadığı toplumdan ayrı düşünülemez.o, toplumun aynasıdır. Sahip olduğu fikri, etik, sosyal ve kültürel değerler büyük oranda toplumunun sahip olduğu değerlerin yansımasıdır. Bunun yanında sanatçı bazen kendi sahiplenmese bile toplumsal baskıyla eserini yaratırken kendini toplumunun taleplerini dikkate almak zorunda hisseder ve baskıları dikkate almaz. Toplumsal tepkiyi, hatta dışlanmayı göğüslenmeye hazır bu konuyu İslam sanatı-İslam toplumu ve Türk sanatı-Türk toplumu bağlamında somuta indirgeyerek, şöylece açabiliriz. Türklerin İslam olmadan önce Orta Asya topraklarında ortaya koydukları sanatta o günkü hayat şartları, sosyal ve iktisadi şartların izleri mevcuttur. Göçebe bir hayat süren ve yaşam koşulları gereği her çeşit hayvanla sıkı bir ilişki içinde olan o günkü Türk topluluklarının sanat anlayışlarında hayvan tasvirlerinin önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Türklerin İslam olduktan sonra fikri ve kültürel hayatlarındaki değişme paralel olarak, sanat anlayışlarında da önemli değişikliklerin meydana geldiğini ve İslam sonrası Türk sanatında daha evvel çok yaygın olan hayvan tasvirlerinin ciddi bir biçimde azaldığını biliyoruz.
Yukarıda sanat-fiziki çevre ilişkisi konusunda kısaca işaret ettiğimiz üzere , bir toplumun sanatla ilgili olarak bilgi ve tecrübe düzeyinde sahip olduğu kültürel birikim de yeni sanat ürünleri oluştururken etkili olmaktadır.