| 1 | Yemin olsun birtakım güzel neticeler için birbiri peşisıra gönderilenlere, |
| 2 | Gönderilip, şiddetli fırtınalar misali hızlı ve güçlü hareket edenlere; |
| 3 | Ve (vahyin yazılı bulunduğu çok şerefli sayfaların muhtevasını) yaydıkça yayanlara, |
| 4 | Yayıp, (hak ile bâtılın) birbirinden bütünüyle ayrılmasına hizmet edenlere, |
| 5 | Ve böylece İlâhî vahyi taşıyanlara, |
| 6 | Bazıları tevbe ve bağışlanma sebebi edinsin, bazıları ise uyarılsın diye: |
| 7 | Size va’d edilen mutlaka gerçekleşecektir. |
| 8 | Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman, |
| 9 | Gök yarıldığı zaman, |
| 10 | Dağlar toz gibi savrulduğu zaman, |
| 11 | Ve rasûllere (ümmetleri hakkında ne vakit şahitlik yapacakları) belirlendiği zaman; |
| 12 | Bütün bunların vukûu hangi güne bağlanmıştır? |
| 13 | Hüküm ve (insanların inanç ve amellerine göre birbirlerinden ayrışacağı) Ayrışma Günü’ne. |
| 14 | Hüküm ve Ayrışma Günü nedir bilir misin? Nerden bileceksin ki (Allah bildirmedikçe)! |
| 15 | (Onu) yalanlayanların o gün vay haline! |
| 16 | Biz, (o yalanlayanlardan) eskiden yaşayıp gitmiş toplulukları helâk etmedik mi? |
| 17 | Onların arkasından gelip, aynı şekilde davrananları de elbette onların âkıbetine uğratırız. |
| 18 | Hayatları günah hasadından ibaret inkârcı suçlulara Biz böyle davranırız. |
| 19 | (O günü) yalanlayanların o gün vay haline! |
| 20 | (Yalanlamaya nasıl cesaret edebiliyorsunuz?) Biz, sizi hakir bir sıvıdan yaratmadık mı? |
| 21 | Ve o sıvıyı sağlam bir yere yerleştirdik, |
| 22 | Belli bir süreye kadar kalmak üzere. |
| 23 | Ve (varlığınızla ilgili her şeyi) takdir ettik. Biz, ne güzel takdir edeniz! |
| 24 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 25 | Biz, yeryüzünü bir kap, bir toplanma yeri kılmadık mı, |
| 26 | Hem diriler hem de ölüler için? |
| 27 | Ve o yeryüzüne görkemli, sağlam dağlar yerleştirdik ve size (o dağlardan çıkan) tatlı su ihsan ettik. |
| 28 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 29 | “Haydi, yürüyün (dünyada iken) hep yalanladığınız o (Ateş’e)! |
| 30 | “Üç sütun halinde yükselen kapkara dumanın gölgesine!” |
| 31 | Ama o, ne serinlik veren bir gölgedir, ne de alevlerden koruyan bir gölge. |
| 32 | O Ateş, saraylar büyüklüğünde kıvılcımlar atar, |
| 33 | Sarı deve sürüleri gibi dağılan kıvılcımlar. |
| 34 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 35 | Bugün, onların tek bir kelime bile edemeyecekleri bir gündür; |
| 36 | Kendilerine izin verilmez ki, özür dilesin, mazeret beyan edebilsinler! |
| 37 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 38 | “Bugün, Hüküm ve Ayrışma Günü’dür. İşte, sizi ve sizden önce gelip geçmiş yalanlayıcıları bir araya topladık. |
| 39 | “(Cezamdan kurtulmak için) varsa bir düzeniniz, bir hileniz, hiç durmayın, hemen uygulayın onu Bana karşı!” |
| 40 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 41 | Allah’a gönülden saygı duyan ve O’na karşı gelmekten sakınanlar ise gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar. |
| 42 | Arzu ettikleri meyvelerin arasında. |
| 43 | “Dünyada işlediklerinizden dolayı afiyetle yiyin için!” |
| 44 | Biz, Allah’ın kendilerini gördüğünün şuuru içinde iyiliğe kilitlenmiş olanları işte böyle mükâfatlandırırız. |
| 45 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 46 | Siz (yalanlayıcılar), şu pek kısa ömür de yiyin ve zevkedin bakalım! Gerçek şu ki siz, hayatları günah hasadından ibaret suçlularsınız! |
| 47 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 48 | Onlara, “Allah’ın huzurunda boyun eğin, ibadetle O’na kullukta bulunun!” dendiğinde boyun eğmezler. |
| 49 | Yalanlayanların o gün vay haline! |
| 50 | Bu Kur’ân’a da inanmadıktan sonra gayrı hangi söze inanacaklar? |