| 1 | Yemin olsun, (Allah’ın emirlerini alıp) uçup giden ve (onları yerine getirmeye) dalan (melek)lere, |
| 2 | (Aldıkları emirle) sevinç ve şevk içinde hareket edenlere, |
| 3 | (İlâhî emirleri yerine getirmek için feza okyanusunda) yüzercesine hareket edenlere, |
| 4 | Böylece birbiriyle âdeta yarışan, |
| 5 | Ve, (kâinatın idaresi adına üzerlerine düşen) işleri yerine getirenlere: |
| 6 | Ki, (Kıyamet mutlaka gelecek ve) o gün (Sûr’un) dehşetli çığlığı (dünyayı) titretip yıkacak; |
| 7 | Onu takip edecek ikinci bir çığlık. |
| 8 | Kalbler var, o gün güp güp atacak; |
| 9 | Gözleri korkuyla eğilecek (o kalb sahiplerinin). |
| 10 | Buna rağmen, (bunları yaşayacak olan inkârcılar alaylı alaylı) derler: “Ne, yani biz eski halimize iade mi edileceğiz, |
| 11 | “Hem de çürüyüp, ufalanmış kemikler haline geldikten sonra?” |
| 12 | Sonra da ilâve ederler: “Desenize, bizim için pek zararlı bir dönüş bu!” |
| 13 | Ama, olacak olan olacaktır, hem de tek bir sayha ile! |
| 14 | Bir de ne görsünler, o dümdüz (Mahşer) yerinde toplanıvermişler. |
| 15 | Musa’nın yaşadıklarının bilgisi sana ulaşmış mıydı? |
| 16 | Hani Rabbisi ona mukaddes Tuvâ Vâdisi’nde şöyle seslenmişti: |
| 17 | “Firavun’a git, çünkü o iyice azgınlaştı. |
| 18 | “Ona de ki: ‘Arınmaya, temizlenmeye niyetin var mı? |
| 19 | ‘Gel, seni Rabbinin yoluna yönelteyim de, saygıyla O’na teslim olasın!’” |
| 20 | (Musa Firavun’a vardı ve) ona en büyük mucizesini gösterdi. |
| 21 | Fakat Firavun O’nu yalanladı ve O’na cephe aldı. |
| 22 | Bununla da yetinmedi, O’nunla mücadeleye girişti. |
| 23 | (Adamlarını ve ordularını) topladı ve ilânatta bulundu. |
| 24 | “Ben”, dedi, “sizin en büyük rabbinizim!” |
| 25 | Nihayet Allah onu kıskıvrak yakalayıp, Âhiret ve öncesinde dünya azabıyla herkese örnek olacak şekilde cezalandırdı. |
| 26 | Hiç kuşkusuz bunda, Allah karşısında kalbi yumuşamaya açık herkes için bir ders vardır. |
| 27 | (Ey insanlar,) sizi yaratmak mı, yoksa göğü yaratmak mı daha çetin bir iş? Allah, o göğü bina etti. |
| 28 | Onu bir kubbe halinde yükseltip tam ve kusursuz bir düzene koydu. |
| 29 | Ve derece derece karanlığını giderip, ışığını ortaya çıkardı. |
| 30 | Bunun ardından yeri (iskâna hazır hale getirmek için) yumurta biçiminde yaydı. |
| 31 | Ondan sularını ve otlaklarını çıkardı. |
| 32 | Ve dağları da sapasağlam oturtup, yerleştirdi. |
| 33 | Sizin ve hayvanlarınızın hayatı için. |
| 34 | Ve nihayet o kaçınılmaz ve her şeyi bastıran felâket geldiği zaman; |
| 35 | O gün insan, dünyada ne için çalışıp çabaladığını anlar; |
| 36 | Ve o Kızgın Alevli Ateş, herkesin görebileceği şekilde ortaya çıkarılır. |
| 37 | Artık, kim hiçbir sınır tanımadan azgınlaşmış idiyse, |
| 38 | Ve dünya hayatını tercih ettiyse, |
| 39 | İşte o Kızgın Alevli Ateş, odur onun için nihaî barınak. |
| 40 | Ama kim de Rabbisinin kendisini gördüğü ve bir gün O’nun huzuruna çıkacağı gerçeğinin endişesiyle yaşamış ve nefsini baş aşağı heveslere dalmaktan men etmişse, |
| 41 | Muhakkak ki Cennet’tir onun için son barınak. |
| 42 | Şimdi sana Kıyamet’i soruyorlar, “Ne zaman gelip demir atacak?” diye; |
| 43 | Ama sen onu nereden bilebilir, vaktini nasıl söyleyebilirsin ki!? |
| 44 | Onun nihaî bilgisi varıp Rabbine dayanır, (bütün detaylarıyla onu ancak Rabbin bilir). |
| 45 | Sen ise, kimin kalbi ondan ürperiyorsa, ancak onun için bir uyarıcısın. |
| 46 | Onunla karşılaştıkları gün öyle gelir ki onlara, sanki bir akşam veya bir sabah vakti kalmışlar dünyada. |