| 1 | İnsanın üzerinden zamanın akışı içinde öyle uzun bir dönem geçti ki, bu dönemde insan, adı anılan, kendisinden söz edilen bir şey değildi. |
| 2 | Biz insanı, (babadan ve anneden gelen ve) farklı bileşenlerden oluşan birkaç damla sıvıdan yarattık; onu imtihan etmek için (halden hale, merhaleden merhaleye geçirerek) nihayet işiten, gören bir canlı kıldık. |
| 3 | Ona doğru olan yolu da gösterdik, artık ister şükreder ve doğru yolda gider, isterse nankörlük edip, başka yollara sapar. |
| 4 | Ama şurası bilinmelidir ki, kâfirler için zincirler, kelepçeler ve alevli bir Ateş hazırladık. |
| 5 | Kâmil iyilik ve fazilet ehli ise, semavî katkılarla çeşnilendirilmiş Cennet meşrubatıyla dolu kâselerden içerler. |
| 6 | Bir kaynaktan ki, ondan Allah’ın has kulları içer ve onu istedikleri yöne gürül gürül akıtırlar. |
| 7 | O has kullar, üzerlerine aldıkları sorumlulukları yerine getirir ve felâketi bütün ufukları tutacak bir günden korkarlar. |
| 8 | Kendileri ihtiyaç duydukları ve yemek istedikleri halde yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire verirler; |
| 9 | “Biz size bu yemeği sadece Allah rızası için veriyoruz; yoksa sizden bir karşılık istediğimiz yok, hattâ bir teşekkür bile beklemiyoruz. |
| 10 | “Muhakkak ki biz, oldukça çetin ve yüzleri renkten renge sokacak bir günde Rabbimizin cezalandırmasından korkmaktayız.” |
| 11 | Allah da onları o günün felâketinden korur ve yüzleri mutluluktan parıl parıl, kendileri sevince garkolmuş halde kabul buyurur. |
| 12 | Sabretmelerine karşılık onları bir cennet ve ipekten elbiselerle mükâfatlandırır. |
| 13 | O cennette koltuklar üzerine kurulurlar. Artık orada ne yakıcı bir güneş sıcağı görürler, ne de kavurucu kış soğuğu. |
| 14 | Ağaçlar üzerlerine gölge yapar ve salkım salkım meyveler, elleriyle koparacakları mesafeye kadar sarkar. |
| 15 | Etraflarında fır dönen hizmetçiler, gümüş kaplar ve billûr kupalarla onlara meşrubat taşırlar, |
| 16 | Gümüşî renkte billûr kupalarla; içecekleri meşrubatın türünü ve miktarını ise bizzat kendileri tayin ederler. |
| 17 | Onlara içlerindeki içecek (Cennet) zencefiliyle çeşnilenmiş dolu dolu kaplar sunulur; |
| 18 | (İstedikleri tarzda yavaş ve devamlı aktığı için) Selsebîl denilen bir kaynaktan (doldurulmuş). |
| 19 | Etraflarında ebedî taze Cennet çocukları dolaşır durur; onları görsen, etrafa saçılmış inciler sanırsın. |
| 20 | Ne tarafa baksan hayale gelmez nimetler, ihtişam ve büyük bir saltanat görürsün. |
| 21 | (Bu kutlu insanların) üzerinde ince yeşil ipek ve atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenirler; ve Rabbileri onlara pak mı pak bir içecek ikramında bulunur. |
| 22 | “Bütün bunlar, sizin için hazırlanmış mükâfattır ve (dünyadaki) gayretiniz kabul ve karşılık görmüştür.” |
| 23 | Şüphesiz Biziz sana Kur’ân’ı bölüm bölüm indiren. |
| 24 | O halde sen, Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret ve işi gücü günah ve inkâr olanların (isteklerine ve tekliflerine) kulak asma. |
| 25 | Sabahın erken saatlerinde ve öğleden sonra Rabbinin ismini an, (O’na ibadet et). |
| 26 | Ve gecenin bir kısmında da O’na secde et ve geceleyin uzun bir süre O’na tesbihte bulun. |
| 27 | Şu (günahkâr kâfirler,) peşin gelir olarak gördükleri dünyayı tercih edip onun peşinde koşmakta, fakat önlerinde kendilerini bekleyen çok ağır bir günü ise bir kenara koymaktadırlar. |
| 28 | Onları yaratan ve bütün organlarını sımsıkı birbirlerine tutturup, kendilerine sağlam bir bünye veren Biziz. Dilediğimiz zaman yapılarını da, hususiyetlerini de değiştirebiliriz. |
| 29 | Bütün bunlar bir hatırlatmadır, bir uyarıdır. Artık kim dilerse Rabbisine bir yol tutar. |
| 30 | Ama Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Muhakkak ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunandır. |
| 31 | O, dilediğini rahmetine alır. (O’na şirk koşarak en büyük zulmü işleyen) zalimler için ise pek acı bir azap hazırlamıştır. |