YAŞAM

Ailede babanın önemli rolü

Önceleri ailede anne ile babanın rolleri birbirinden ayrılmıştı. Baba imajı belliydi ve anneden oldukça farklıydı. Genellikle evin geçimini sağlar, geleceğe ait kararlar alır ve ailede disiplini sağlardı. Evin bozuk aletlerini tamir eder, her türlü zorluk karşısında son sığınak olurdu. Dışarıdan aileye yönelik bir tehdit olduğunda, karşısında babayı bulurdu. Anne, yaramazlık yapan çocuğa “Akşam baban gelince gününü görürsün!” der ve bu tehditle çocuğun gözünü korkuturdu.

Genellikle bütün gün dışarıda olan baba eve geldiğinde, zamanın anlayışına uygun olarak çocuklarına mesafeli davranır, geceleri de yine işine ve kendi dünyasına dalar giderdi. Büyüklerin bu karmaşık, geniş yaşantısını çocuklar asla tam anlayamazlardı.

Çocuklar sevgiyi annelerinde bulmaya çalışırlardı. Babanın görevi, evin ekmeğini kazanıp dış tehditlere karşı aileyi korumaktı. Çocuklar, babalarını pek yakından tanımazlardı. Bir defasında muayene için getirilen 10 yaşındaki Ahmet, aynen şöyle demişti: “Babamı seviyorum, ancak nereye gider, nerede çalışır bilmiyorum. Onun varlığını ihtiyaçlarımızı karşılamasından ve anneme verdiği paradan anlayabiliyorum.”

Eski toplum geleneklerinde, babaya bugünkü kadar yakın olmak gerekmeyebilirdi. Çünkü aileler genişti. Büyükbaba, dayı ve amca gibi ailenin diğer büyükleri ulaşılabilir yerdeydiler. Çocuğun örnek alabileceği model kişiler vardı ve onlarla devamlı temas imkânı mevcuttu.

Kimi çocuklar da babalarıyla birlikte çalışırdı. Demirci ve tamirci olan ya da çiftçilik yapan babalar, küçük yaştan itibaren oğullarını yanlarına alırlar ve onları yetiştirirlerdi. Bu yüzden onların babasızlık diye bir problemleri olmazdı. Az konuşsa da çocuklarına mesafeli dursa da babalarıyla çok sık beraber olurlardı. Ancak günümüz dünyasında işler böyle değildir ve eski tip babayı bugünkü aileler kaldıramamaktadır. Çünkü babasıyla çalışan çocuk kalmamış gibidir. Baba işine, çocuklar okula gitmektedir. Okulda ise öğretmenler genellikle bayandır. Çocuklar yakın akrabalar ve geleneksel çevre içinde olmayıp, anne-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek ailelerde yaşamaktadırlar. Bu yüzden babanın koruyucu kanatlarını daha çok germesi, çocuklarıyla yakından ilgilenmesi gerekmektedir. Baba ilgisiz kaldığında çocuğun taklit edeceği, örnek alacağı erkek imajı kalmamaktadır.

Son yıllarda karşımıza bambaşka bir baba imajının çıkması bu sebepledir. Ailede alıştığımız roller tamamen değişmiştir. Kendisi için çok önemli konuları bir kenara bırakıp çocuklarına sevgiyle yaklaşan, onlara vakit ayıran ve aile içinde aktif rol alan babaları görmek artık yadırganmıyor.

Günümüz babası çocuklarına, özellikle onu örnek alacak erkek evlâdına daha çok vakit ayırmalıdır. Çocuğun en iyi arkadaşı olabilmek ümidiyle, coşku ve hevesle dürüst bir duygu ve sevgi alışverişine girmeye can atmalıdır. Çocuğunu yetiştirirken onun hayatında daha etkili ve aktif rol almayı istemelidir. İçinden geldiği gibi hareket etmeli, çocuğuna baba sevgisi yaşatmalıdır. Otoriter yönünün olduğu kadar anlayışlı ve yumuşak tarafını da göstermelidir. İlgisini, sevgisini ve bağlılığını göstermek hevesiyle hareket etmelidir. İşinde varmak istediği hedeflerine bütün zamanını ayırmamalı, çocukları dünyaya getirmenin sorumluluğunu yüklenmeye daha çok gayret göstermelidir(1,2,4,5).

BABALAR YETERİNCE VAKİT AYIRIYOR MU?

Birçok baba “Elbette çocuklarıma vakit ayırıyorum, onlarla iletişime giriyorum!” diyecektir. Babalarla ilgili bir araştırmada, onlara şu soru yöneltildi: “Küçük çocuğunuzla günde tahminen ne kadar konuşursunuz?” Erkeklerin büyük bir bölümü 15 ile 20 dakika diye bir tahminde bulundu. Bunu sınamak için araştırmacılar babalar ve çocukları üzerine mikrofon yerleştirdiler. Bu yolla çocuklarla babalar arasındaki etkileşimin süresini kesin olarak hesaplayabileceklerdi. Yoğun bir tempo içinde olan babaların günde 40 saniyenin altında bir süre çocuklarıyla ilgilendikleri, bunu da 10 ilâ 15 saniye arasında değişen üç ayrı zaman dilimine ayırdıkları anlaşıldı.

Bir başka araştırmada babaların çocuklarıyla günde üç dakika konuştukları ortaya çıkmıştı. Aynı araştırmada bu çocukların günde üç saatlerini televizyon ve internet karşısında geçirdikleri anlaşılmıştı(6).

CİNSEL KİMLİĞİN GELİŞİMİ

Çocuğun cinsel kimliği anne-babayı taklitle ortaya çıkar. Kişinin kendi cinsiyetine uygun kimliğe sahip olması, kimlik kavramı ve ruh sağlığı için çok önemlidir. Çocukların bebeklik çağında anneleriyle özdeşleşme çabaları olağan kabul edilir. Çünkü erkek çocuk da kız çocuğu gibi günün büyük bir bölümünü annesiyle birlikte geçirir; onun gözler ve taklide yönelir. Üç yaşına kadar bu normaldir. Ama üç yaşından sonra ayırım başlar. Erkek çocuklar babalarını, kızlar da annelerini örnek almaya ve onu taklit etmeye başlar. Ancak çocuğun bu aşamayı uygun şekilde geçirmesi, örnek alınacak kişiyle birlikte bulunma fırsatına bağlıdır. Bu sebeple, kız çocukları erkeklere oranla cinsel kimliklerine daha kolay girerler. Çünkü anneleriyle daha çok beraber olma imkânları vardır.

Çocuğun cinsiyetine uygun bir kişilik kazanabilmesi için, rolünü kabullenmiş ve statüsü belirlenmiş bir baba modeline ihtiyacı vardır. Çocuk erkeksi davranışları çalışarak öğrenemez. Günlük hayatta birlikte yaşadığı babayı izleyerek ve onun davranışlarını taklit ederek kazanır. Freud, “Hayatta çocuğun babasının korumasına ihtiyacı olduğu kadar hiçbir şeye ihtiyacı yoktur” derken haklıydı.

Kendisini koruyan güçlü ve bilgili bir babaya sahip olduğunu bilmesi çocuğa güven duygusu verir. “Benim babam senin babanı döver” övünmesi bunun en belirgin göstergesidir. Babası olmayan çocukların ezik ve mahzun olmaları boşuna değildir. Çocukların büyüyecekleri en sağlıklı ortam, rollerini bilen ve bu rollere uygun sorumlulukları yerine getiren anne ve babanın olduğu sıcak bir aile yuvasıdır.

Bazı anne babalar modern eğitim uyguladıklarını zannederek çocuklarına sınırsız bir cinsel serbesti tanımaktadır. Çocuklar anne ve babanın yatak odasına istediği saatte, izin almaya gerek duymadan, girebilmektedir. Bunun modern eğitimle ilgisi yoktur ve yanlıştır. Babanın silik olduğu bir evde anne disiplin sağlamakta zorluk çekmektedir. Çocuklar şımarık davranışlarıyla ve kaba sözleriyle annelerini rahatsız ederler.

Baba, çocukların annelerini haksız yere üzmelerine engel olmalı; gerekirse bu konuda otoritesini kullanmalıdır. Diğer taraftan baskıcı bir anneye karşı da çocuğunu savunmalıdır. Bazı anneler çocukların büyüdüğünü kabul etmek istemezler. Büyüdükleri halde onlara çocuk muamelesi yapmaya ve aşırı korumacılığa devam ederler. Aşırı korumacı sevgi, psikolojide hastalıklı sevgi olarak nitelendirilir. Aşırı koruma, aşırı müdahale demektir. Çocuğuna devamlı olarak neyi nasıl yapacağını empoze eden bir anne, onun bütün hürriyetlerini elinden almakta, kişiliği silik, köle zihinli, gölge bir tip yetiştirmektedir. İşte burada baba devreye girmeli ve çocuğa yalnızca korumaya yönelik değil, özgürlük ve kişilik kazandıran bir sevgi sunmalıdır. Anne çocuğa sevilmeye layık biri olduğunu ve kendisine değer verildiğini telkin ederken, baba da her türlü zorlukta kendisini destekleyeceğini söyleyerek onun güven duygusunu güçlendirmelidir(1,4).

Genelde erkek çocukları daha az baskı altında yetiştirildikleri için daha şanslıdır. Kız çocukları baba ile rahat diyalog sağlayamadıkları takdirde güçlü bir kişilik geliştiremezler. Araştırmalar babaları ile rahat konuşan ve her türlü problemini ona açan kız çocuklarının ergenlik dönemini rahat karşıladığını ve cinsiyetine uygun sağlıklı bir kişilik geliştirdiğini göstermektedir.

Çocukların özellikle üç tehlikeli alanda babaya ihtiyaç duyduğunu görüyoruz: Dış dünyadan gelebilecek tehlikelere, iç dünyadan kaynaklanan korkulara ve annenin fazla baskılarına karşı çocuklar korunmak isterler. Küçük bir çocuk için dış dünya yabancı ve tehlikeli bir alandır. Çocuk yabancısı olduğu dış dünyaya karşı koruma altında olduğunu bilmek ister. Mahallenin kabadayı çocuklarına, karanlığa, sokak köpeklerine, motorlu araçlara, elektrik çarpmasına, kısacası korku veren her şeye karşı çocuk babanın korumasına muhtaçtır. Çocuk babasını yanında hissettiğinde kendine güveni artar ve dış dünyaya karşı başı daha dik olur(7,9).

Kızgınlık dolu veya korkutucu fantezilerden ve isteklerden kurtulabilmek için de çocuğun babaya ihtiyacı vardır. Çocuğun fantezileri vahşice olabileceği gibi rüyaları da kâbusa dönüşebilir. Rüya ile gerçeği birbirinden ayıramadığında çok korkabilir. Henüz korkutucu düşüncelerin gerçekleşmeyeceğini bilmez. Bu durumda babaya önemli bir görev düşer. Çocuğun korkularını, endişelerini, kızgınlıklarını ve düş kırıklıklarını dinlemeli ve onu teselli etmelidir. “Korkma oğlum, bu ürkütücü hayallerin ve korkutucu rüyaların gerçekleşmesine izin vermeyeceğim”demelidir.

Babanın çocuğuna ne zaman, nasıl ve hangi şartlarda güven duygusu vereceğine gelince; bu tür destekler ve telkinler her zaman ve her şart altında verilebilir. Bunları hissetmek için kişinin üstün yeteneklere sahip olması gerekmez. Yeter ki çocuğunu sevsin, ilgi göstersin ve zaman ayırsın.

Sonuç olarak, anne ve baba çocuğunu cinsiyetinden memnun olacak şekilde yetiştirmelidir. Sağlıklı anne baba ilişkisi, çocuğa farklı iki cinsiyetin birbirine ihtiyaç duyduğunun en güzel kanıtı olacaktır(3,6).

Eğer anne ve baba, çocuklarına iyilik etmek, onları ruh sağlıkları en uygun şekilde yetiştirmek istiyorsa, öncelikle karı ve koca olarak birbirlerine saygı duymalı ve birbirini sevmelidir. Çocuklar, sevgiyi ve saygıyı onlardan öğreneceklerdir. Büyük bir düşünür diyor ki: “Sevgi ve saygı istenilmez, verilir.” Çocuğun ruhen sağlıklı büyümesi ve sosyalleşmesi için sıcak bir aile ortamına ihtiyacı vardır. Sağlıklı, mutlu ve kendisiyle barışık nesiller ancak sevgi dolu, birbirine saygılı çiftlerin oluşturduğu ailelerde ortaya çıkar.

Babanın oğlan çocuğuyla, annenin de kız çocuğuyla ilgilenmesi gerektiği inancı yanlıştır. Çünkü kız çocuklar babalarını gözleyerek ve onunla etkileşime girerek karşı cinse nasıl tepkide bulunduğunu ve nasıl davrandığını öğrenirler. Yani erkekler kadar kızlar da duygusal gelişimleri açısından babaya muhtaçtırlar.

Çocuğun babaya olan ihtiyacı ergenlik döneminde de devam eder. Babanın yakın ilgisi, ergenin sert hareketlerini yumuşatacak; kalbini sevgi ile doldurarak gençlik sıkıntılarını hafifletecektir.

Babanın eksikliğinin hissedildiği pek çok aile ve çocuk gördüm. Böyle problemli çocuklardan biri, “Elbette babam beni sever” diyor ve ekliyordu: “Ancak bir gün bile babamın beni kucakladığını, beni sevdiğini söylediğini hatırlamıyorum.”

Çoğu babalar çocukların babalarına duydukları ihtiyacın önemini bilmez. Ancak çocuklar bunu hep bekler. Sözgelimi hasta olduğunda babasını yanında görmek ister. Babasının ilgi ve desteği bazen çocuğa tıbbi tedaviden daha çok yardımcı olur. Çocuk elbette annesini sever, ama babasını da yanında ister. Çünkü onun yanında kendisini emniyette ve korunmuş hisseder.

BABA YOKSUNLUĞU 

Günümüzde babanın sorumluluklarında bazı değişiklikler olmuştur. Artık baba, çocuğuna yararlı olabilmek için onun bakımına katılabilmelidir. Bu, hep annesini gören ve adeta ondan başka kişi ve cinsiyet tanımayan çocuğun babası aracılığıyla farklı bir kişiyi görmesi demektir. Böylelikle güvenliği tehlikede olmadan babasına uyum sağlayacaktır. Babanın varlığı, çocuğun babası ile kurduğu ilişkiler, annesi ile olan ilişkilere yeni bir boyut, değişik bir çeşni olarak girecektir.

Baba ilgisi, çocuğun kadınla erkeği ayırt edememekten kurtarır. Bunu da çocuğun doğrudan doğruya annesinin oluşturduğu bir dünyanın ötesine götürerek ve bireyselleştirmeye yönelterek yapar. Babanın rolü kısa bir süre sonra annenin rolünü aşar. Çocuk için bu rol, bilhassa babanın kişilik özelliklerini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğü ölçüde belirginleşir. Çocuk, annesinde gözlediği tutumları referans alarak baba rolüne daha farklı bir ağırlık ve önem verir.

Çocuk için ilk otorite annedir; fakat çocuğun yavaş yavaş oluşturduğu değerler sisteminin ve düşüncelerinin kaynağı geniş ölçüde babadır. Baba, bir özdeşleşme modeli olarak çocuğun kişiliğinin gelişmesinde büyük bir yer tutar. Babanın yokluğu veya ilgisizliği çocuğun kişilik yapısını, ruh ve beden sağlığını olumsuz yönde etkileyerek bazı uyum ve davranış bozukluklarına yol açacaktır.

Söz konusu olan sadece davranışlar değildir. Babalar, çocuklarına aktarabilecekleri büyük bir bilgi yüküne ve tecrübeye sahiptirler. Çocuğa hayat konusundaki bilgilerini devreder, değer yargılarını öğretirler. Babanın annesiyle ilişkilerini incelemek, erkek çocuğa bir koca olarak davranmanın bütün yönlerini görme imkânı verir. Ayrıca babasının çevredekilere karşı davranışlarından etkilenir. Babanın çocuk bakımında faal rol aldığı ailelerde erkek çocuklar, kardeşlerinin bakımında yardımcı olma gerektiğinde babalarının vekili gibi davranma eğilimi gösterir. Bu arada çocuk, babasının kendine davranışını büyük bir dikkatle izler. Bu şekilde baba olmanın gereklerini kendi babasından öğrenmiş olur.

Kız çocukları erkekler hakkında ve babalarının nasıl davrandığı konusunda fikir edinirler. Erkekler konusunda öğrendikleri, özellikle anne ile babasının karşılıklı ilişkilerini izlemek fırsatını bulunduğunda, kendini bir kadın olarak geliştirmesinde yardımcı olur(1,8).

BABA YOKLUĞUNUN BAZI SONUÇLARI

* Baba olmadığı zaman otorite rolünü anne üstüne alır ve bu fonksiyon, annenin ilk görevi durumuna gelir. Bu durumda erkek çocuk annesine bağımlılık geliştirebilir ve cinsiyetine has bir cinsel kimlik kazanması tehlikeye girebilir. Bu gruptaki çocukların babaları evde olan erkek çocuklara oranla daha “kadınsı bir yönelişe” sahip olduğu ortaya konmuştur.

* Erkek çocuklarda suça yöneliş oranıyla, küçüklüklerinde yeterli bir baba (erkek) figürünün yokluğu arasında da ilgi vardır. Otorite yokluğu (çünkü baba otoriteyi simgelemektedir) çocuğu antisosyal olaylara (çalma, saldırganlık gibi) itebilmektedir.

* Çocukların sosyalleşmesinde anne kadar babaların da önemli olduğu artık bilinmektedir. Özellikle erkek çocukların toplumsallaşmasında babanın rolü daha belirgindir. Saygın, otorite sahibi, güçlü ve etkili bir kişi olarak baba korkulan fakat aynı zamanda çekici bir kişidir. Çocuk babasıyla gurur duyar. Ona benzemek ister. İşte bu yüzden babaları olmayan çocuklar, hem yetişkinlere hem de başka çocuklarla iyi ilişkiler geliştirme ve sürdürmede güçlük çekmektedirler. Böyle çocukların daha sıkılgan, içe kapanık veya uyum bozukluğu çektikleri gösterilmiştir.

* Baba yoksunluğunda anne de problemlidir. Anne, babanın rolünü de üstüne alır. Annenin görev ve sorumlulukları artar. Çocukların bakımını, eğitimini ve yönlendirilmesini bütünüyle anne yapar. Böylece anne daha ağır bir yük altında kalır. Bu da çocuğu olumsuz etkilenir. Anne çocuk ilişkileri bozulabilir.

* Baba olmayınca erkek çocuk, televizyondan, sinemadan, internetten rasgele menfi bir şöhrete veya çevrede tanıdığı sıradan bir büyüğe özdeşim modeli olarak kapılabilir. Bunların da uygunsuz örnekler olduğu aşikârdır.

* Yine intiharlara (özellikle erkeklerde) ve psikolojik bozukluklara baba yokluğunda daha sık rastlanır.

* Okul başarısı da baba yoksunluğunda düşmektedir. Çoğunlukla sınıf ortalamasının altında başarı gösteren çocuklar ortaya çıkmaktadır. Babasıyla birlikte olan çocuklarda, babanın bir model oluşturduğu ve başarıyı güdüleyici bir fonksiyon gördüğü söylenebilir. Hatta baba yoksunluğu çeken çocuklarda zekânın kullanımında da problemler olmaktadır.

Okula giden çocuğun zamanının büyük bölümünü okulda ve arkadaş çevresinde geçirdiği için, artık babaya ihtiyaç olmayacağı düşüncesi yanlıştır. Çocuk yeni bir dünyayı tanımaya başladığı, yeni ilişkilere girdiği bu yaşta, babanın hep yanında olduğunu, elini uzattığında erişebileceği yerde bulunduğunu bilmesi ona cesaret ve güven verecektir.

İSTATİSTİKLER NE DİYOR?

Görünür ve etkili bir baba, çocuğun hayatının iyiliği için şarttır. ABD’de yapılan bir araştırma sonuçları bize şunları gösteriyor:

1- Amerikan Değerler Enstitüsü Başkanı David Blankenhorn’a göre uzun dönem ıslah evindeki çocukları %70’i babasız büyüdü.

2- Yoksulluğa saplanan veya çok sıkıntıda olan ailelerin hepsinde babanın kendisini ailesine adamadığı dikkati çekiyor.

3- Babalarıyla sevgi dolu ve güçlü ilişkiler yaşayan çocuklar, eşleriyle, sağlıklı ve tatmin edici ilişkiler kurmakta daha başarılı olmaktadırlar.

4- Çocuk ihmali ve suiistimali oranı, öz baba evden ayrıldığında artış gösteriyor.

5- Babası dışında hiç kimse bir çocuğa baba olmayı öğretemez. Bu örnek alınarak öğrenilen bir yetenektir.

6- Bir anne çocuğa kibarlığı ve temizliği öğretebilir fakat sadece bir baba veya benzeri kişi erkekliği öğretebilir. Babalar çocuk büyütmek için gereklidir. Eğlendirirler, gürültü yaparlar ve anneler dikkatli olmaları konusunda uyardıklarında babalar risk almaları için onları yüreklendirirler. Bir çocuğun anne ve babanın birlikte sağladığı dengeye ihtiyacı vardır.

7- Babasıyla belirgin bir ilişkiden yoksun olan çocuklar bunun acısını ömür boyu çekerler. Bazı babalar başta gelen en önemli görevlerinin ailenin geçimini temin olduğunu düşünürler. İşlerinden dikkat ve zaman ayırıp çocuklarının ihtiyaçlarına eğilmeyecek kadar geçim gailesine dalarlar. Bu davranış yıllarca sürerse babanın işi, sorumluluktan kaçma vesilesi olarak kullanıldığını da düşünebiliriz. Böyle bir baba, hem kendisini hem de eşini ve çocuklarını, çok değerli yaşantı ve tecrübeden yoksun bırakmaktadır(5,6).

Bu sıraladığımız sadece babası olmayan çocukları değil, babanın yeterince vakit ayırıp ilgilenmediği çocukları da ilgilendirmektedir.

BABALAR DA KAZANÇLI

Aslında babaların çocuklarına daha fazla vakit ayırmalarında kazanç hanelerine birçok şey katılacaktır. İşte sayısız faydalardan bazıları:

* Babanın katı ve yabani hisleri uysallaşır. Çocuklarla ilgilenmesi ve kurulan iletişim babayı rahatlatır.

* Hayat daha anlamlı hale gelir. Baba çocuğuyla gurur duyar, bu da ona ölçüsüz bir haz verir.

* Babanın kendine güven duygusu artar. Bir şeyler yapma, ortaya çıkarma arzusu doğar.

* Babanın şefkat, hoşgörü, sabır, sevgi ve cömertlik gibi duyguları gelişir. Hayata daha sıcak bakar.

* Baba, sevgi açlığını çocuğuyla ilgilenerek giderir. Birçok erkek ilgisizlik yüzünden kararan çocukluk yıllarının acısını, kendi çocuklarına ilgi göstererek önemli ölçüde azaltır. Çocuğunu koruyarak geçmişin acılarını hafifletmeye çalışır.

Bir baba aynen şöyle demişti: “Babalık müthiş bir hadise. İçimde zapt edilmesi zor hazlar ve tatlı hisler fışkırıyor sanki. Başkalarının da bana takdirle baktığını hissediyorum. Üstelik aile bütünlüğünün çocukla sağlandığını, yani şimdi tam bir aile olduğumuzu fark ediyorum.”

* Yine kişinin baba olması kendi babasının değerini daha iyi anlamasına ve onunla daha iyi ilişkiler kurmasına sebep olur; çünkü babalığın ne demek olduğunu anlayarak babasını daha çok sevecektir. Babasının yaptığı fedakârlıklar ve onunla olan iyi hâtıralar gözünde canlanacaktır(1,4,5).

Babalar günü tüm babalara kutlu olsun, sağlık ve mutluluklar getirsin inşallah…

KAYNAKLAR

1- Erdoğan A.: Çocuğun Psikososyal Gelişiminde Babanın Rolü. Yeni Symposium, 42 (4) : (147 – 153), 2004

2- Flouri E, Buchanan A.: Life Statisfaction in Teenage Boys: The Moderating Role of Father İnvolement and Bullying. Aggresive Behavior, 28 : (26 – 133), 2000

3- Humphreys T.: Aile: Terk Etmemiz Gereken Sevgili. Epsilon Y. (Çeviri: Anapa T.), İstanbul, 1998

4- Phares V, Compas BE.: The Role of Fathers in Child and Adolescent Psychopathology: Make Room For Dadely. Psychol Bull; 111 : (387 – 412), 1992

5- Pruett K.: Role of the Father. Pediatrics; 102 : Suppl, (1253 – 1261), 1998

6- Saygılı S, Çankırılı A.: Babacığım Neredesin? Elit Kültür Yayınları, İstanbul, 2006

7- Solter A.: Uyuşturuculardan Korunmuş Çocuk Yetiştirme. Kuzey Yayınları, 2007

8- O’Hagan K, Dillenberger K.: The Abuse of Women Within Child Care Work Buckingham: Open University Press, 1995

9- Şenol S.: Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı. Hyb Yayıncılık, Ankara, 2006

ali baba
baba
baba radyo
ali baba nın çiftliği
baba dizisi
hiko baba
manuş baba
baba sözleri
baba yorgun
baba dizisi oyuncuları

Bir Cevap Yazın