Çalışmamızın birinci bölümünde, önce Allah’ın kâinatı kaplayan fiillerini ele aldık ve ağırlığın daha çok insana müteveccih olduğunu gördük. Allah’ın fiilleri isimlerine delâlet ettiği için, müteâkiben, Kur’ân’da yer alan ve her biri Allah’ın bir vasfına delâlet eden yüz civarındaki isimini, lügat manâları ve Kur’ân’da geçtiği muhtevalarına göre ayrı ayrı izâha çalıştık. Sonra da bu fiil ve isimlerin Kur’ân’da nasıl bir Zât’ı anlattıklarını inceledik. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, Kur’ân’da ulûhiyetin tanıtılışına dair deliller ve usûlleri izâha gayret ettik. Bütün bu aklî, fıtrî ve naklî deliller karşısında, insanın, Allah’ı ne derecede tanıyabileceği ve nasıl bir ma’rifet gerçekleştirebileceğini, Ma’rifetullah kısmında ele aldık. Çünkü bilmeyen takdir edemez (Zümer, 67). Bilmeyenin, Hâlık’ın hukûkuyla mahlûkun hukûkunu karıştırması daima muhtemeldir. İkinci bölümün son kısmında ise, Kur’ân’ın ulûhiyeti tanıtmada kullandığı metod ve üslûbu ele alarak, felsefe ve kelâmdan farklı olabilen taraflarını ortaya koymaya çalıştık.

