Fransızca Türkçe cümleler

Türkçe ve Fransızca cümleler

türkçesi cümle
Hemen geliyorum J’arrive tout de suite
Beni görmek mi istediniz? Vous vouliez me voir?
Kahve alacağım lütfen Je vais prendre un café s’il vous plaît
Başka bir şey istiyor musunuz? Vous désirez autre chose?
Hayır, bu gibi olacak teşekkür ederim Non ça ira comme ça merci
Hemen yerleşebilir miyim? Est-ce que je peux régler tout de suite?
Burası/buradan (bu taraftan) C’est par ici
Hiç değil Pas du tout
Biraz acele ediyorum Je suis un petit peu pressé
Bunun gibi mükemmel! (böyle) C’est parfait comme ça!
Yardımcı olabilir miyim? Je peux vous aider?
Çocuklarını terk etti Il a abandonné ses enfants
iki dergiye aboneyim je suis abonné à deux magazines
Sana ne kadar borcum var? je vous dois combien?
Makaronunuz var mı? Göremiyorum! Avez vous des macarons? je n’en vois pas!
Ahmet adına bir oda rezervasyonu yaptım J’ai réservé une chambre au nom de Ahmet
Ne oldu? Mesele nedir? De quoi s’agit-il?
Bir kişilik oda mı? Une chambre pour une personne?
Bir kişi için bir odanız var mı? Avez-vous une chambre pour une personne?
Az önce baktım je viens de regarder
Bir oda ayırmak istiyorum Je voudrais réserver une chambre
Hangi tarih için? C’est pour quelle date?
“Le Monde” gazetesini arıyorum ve göremiyorum Je cherche le journal « Le Monde » et je ne le vois pas
Birini mi bekliyorsun? T’attends quelqu’un?
Görüşme için geldim Je viens pour l’entretien
Öyleyse iyi yap Alors faites-ça bien
Bu demektir ki Ça veut dire
Haklısınız Vous avez raison
Kesinlikle haksız değilsin Tu n’as pas absolument tort
Katınızdan sorumlu kişiyle temasa geçiyorum Je contacte la personne responsable de votre étage
Otel barda bir içki ikram ediyoruz. Nous vous offrons une boisson au bar de l’hôtel
Bir anlığına, boş odalarım olup olmadığını kontrol ediyorum. Un instant je vérifie si nous avons des chambres libres.
Size güveniyorum je compte sur vous
Bana güvenebilirsiniz. Vous pouvez compter sur moi.
Karın, vücudun bir parçasıdır. L’abdomen est une partie de corps
Öğrenci üç gün boyunca yoktu. L’étudiant était absent pendant trois jours
Bana biraz yardım edebilir misin? Tu peux m’aider un peu?
En kötü ihtimalle Au pire
Bana oda numaranızı verebilir misiniz lütfen? Vous pourriez me donner votre numéro de chambre s’il vous plaît
Bir açık büfe kahvaltı almak istiyorum? Je voudrais prendre mon petit déjeuner c’est un buffet?
Sadece birkaç kelime biliyorum. je connais seulement quelques mots.
Bu kanala abone olmak ne kadar? Combien coute l’abonnement à ce canal?
Nasıl yaptığımızı size göstereceğim. Je vais vous montrer comment on fait
Bir dosyanın altında olabilir Il est peut-être sous un dossier
Neredeyse bitirmiştim. (plus que parfe) J’avais presque fini
Onları ne zaman alacaksınız? (hangi saatte getireceksin) Vous allez les chercher à quelle heure?
Başka çözümler görmüyorum je ne vois pas d’autres solutions
Her şeyden önce ödevlerin listesini yapalım Tout d’abord faisons la liste des devoirs
Hala zamanımız var On a encore le temps
Bir kilo kayısı satın aldı il a acheté un kilo d’abricots
Bu şapka pahalı mı? Est-ce qu’il est cher, ce chapeau?
Hayır pahalı değil fiyat çok uygun il n’est pas cher. Le prix est trés raisonnable.
Sabrınız gerekli! Il faut avoir de la patience!
Hiç yaptınız mı? (daha önce) Vous avez déjà fait ça?
Bunu asla kendim yapmadım je n’ai jamais fait ça moi
Daha önce çocuklara kurs verdiniz mi? Vous avez déjà donné des cours à des enfants?
Araba ile geldim ve otoparkınıza nasıl ulaşacağımı bilmek istiyorum je suis arrivé en voiture et j’aimerais savoir comment accéder à votre parking
Kahvaltı alacak mısınız? (gelecekte) vous prendrez des petit déjeuner?
Çok gururlandım. Je suis très flatté
Hayır daha aşağıda non plus au fond
Ne yapmalıyım? qu’est-ce que je dois faire
Biz hediye hakkında bile düşünmedik. on n’a même pas réfléchi au cadeau.
Sandviç olarak ne var? Qu’est-ce que vous avez comme sandwich?
Ne gibi turtalarınız var? Qu’est-ce que vous avez comme tartes?
Tatlı olarak ne var? Qu’est-ce que vous avez comme dessert?
İndiriminiz var mı? Vous avez une réduction? (rabais)
Midem bu sabahtan beri ağrıyor. J’ai mal à l’estomac depuis ce matin.
Midem bulanıyor J’ai mal au coeur.
Üstü kalsın. Gardez la monnaie.
Seçtiniz mi? Vous avez choisi ?
Bu kağıdı lütfen doldurabilir misiniz? Vous pouvez remplir ce papier s’il vous plaît ?
Neye ihtiyacınız olursa benimle iletişime geçmekten çekinmeyiniz Si vous avez besoin de quoi que ce soit n’hésitez pas à me contacter
Hemen sağınızda Il est juste sur votre droite
Makbuzu size yazdıracağım Je vais vous imprimer le reçu
Salı toplantısının tutanağını bitirdiniz mi? vous avez fini le compte rendu de la réunion de mardi?
Oda 305’e yeni geldim ve çarşafların değiştirilmediğini farkettim. Je viens d’arriver dans la chambre 305 et j’ai remarqué que les draps n’avaient pas été changés
İlgimiz yok on n’a pas intérêt
Rezervasyonu hemen yapmak istiyor musunuz? Vous voulez faire la réservation tout de suite?
İşe koyulmak için ne bekliyorsun? Qu’est-ce que tu attends pour te mettre au travail?
Bu konu üzerinden biraz açabilir misiniz? Vous pouvez développer un peu sur ce sujet?
Onu hatırlamamı istiyor musunuz? Vous voulez que je le rappelle?
Öğretmenlerinin yokluğunda(boyunca) çocuklar gürültücüydüler. Les garçon étaient bruyants pendant l’abcence de leur proffeseur
Onun yanaşması zor bir insan olduğunu düşünüyorum Je pense qu’il est un homme d’un difficile abord
Yaklaşması zor bir insan Il est un homme d’accés difficile
Hepsi bu mu olacak? Ce sera tout?
Size ne lazım olacak? (bir şey almaya gittiğinizde sorulur) Qu’est-ce qu’il vous faudra?
Hangisini istersiniz? Vous voulez lequel?
Pişman olmayacaksınız (belirli bir şey için) Vous ne le regretterez pas
Nasıl yaparım? Je fais comment?
Ne zaman ayrılıyorsunuz? Vous partez quand?
Saat on birden önce varmak isterim. J’aimerais arriver avant onze heures.
Dolayısıyla, çok basit düz devam edeceksiniz ve sağınızdaki ilk caddeyi alınız. Alors c’est très simple vous allez continuer tout droit et prendre la première rue à votre droite
Elbette böyle daha iyi C’est sûrement mieux ainsi
Bütün gece ona ulaşabilir miyiz? On peut y accéder toute la nuit?
Bu şemsiye sizin midir? Ce parapluie est à vous?
Bozuk paranız var mı? (yok mu?) (conditionel) Vous n’auriez pas la monnaie?
Sahip olduğum hepsi bu C’est tout ce que j’ai.
Bu, deneme fırsatı. (bu fırsat denemeğe değer) c’est l’occasion d’essayer
Çabuk olun! Gösteri başlayacak Grouille-toi! Le spectacle va commencer
Çok daha iyi (harika) Tant mieux
Oturabilir miyim? Je peux m’asseoir ?
İki hafta daha kalacağım Je vais rester encore deux semaines
Hukuk lisansımı yapacağım. Je vais faire ma licence de droit
Fransa’daki tecrübemi uzatmak istiyorum. J’ai envie de prolonger mon expérience en France.
Elinden her iş geldiğini bilmiyordum Je ne savais pas que tu étais bricoleur.
Hiç bir şey anlamıyorum (piger) Je pige rien du tout
Hiçbir şey anlamıyorum. Je ne comprends rien.
İyi anlamadım Je n’ai pas bien compris.
Fiyatın yanında fark nedir? (fiyatın parçası olarak) c’est quoi la différence à part le prix?
İlkinden daha meyveli. Il est plus fruité que le premier.
Tartışmamızı kesinlikle anlamsız buluyorum Je trouve notre discussion absolument absurde
Onun soğuk algınlığı var ve o nezle Elle a pris froid et elle est enrhumée
Bu size çok iyi gidiyor (yakışıyor) Ça vous va très bien
Ona gerekli olan tam olarak bu. C’est exactement ce qu’il lui faut.
İkisini de alacağım Je vais prendre les deux.
Onun telefon numarası sende var mı? Tu as son numéro de téléphone?
Gelmek için aynı otobüsü kullanırız.(bineriz) On prend le même bus pour venir.
Çantanı bana bırak taşıyayım Laisse-moi porter ton sac
Komodinin üzerinde bir çalar saat var Il y a un réveil sur la table de chevet
20 metrekaredir Elle fait 20 mètres carrés
Siz iki hafta kalıyorsunuz, değil mi? Vous restez deux semaines, c’est bien ça?
Ne kadar zaman için buradasın? Tu es ici pour combien de temps?
Biraz uzatmak istiyorum J’ai envie de prolonger un peu
Fakültedeki çalışmalarımı takip edeceğim Je vais suivre mes études à la fac.
Çalışmalarını daha önceden bitirdin mi? Tu as déjà fini tes études ?
Size yarın için ödevler veriyorum. je vous donne les devoirs pour demain.
Ödevler var mı? Est-ce qu’il y a des devoirs?
Üzgünüm, ödevlerimi evde unuttum. Je suis désolé, j’ai oublié mes devoirs à la maison.
Seni davet ediyorum je t’invite.
Cümleleri dinleyin ve tekrarlayın. Écoutez et répétez les phrases.
Tuvalete gidebilir miyim? Est-ce que je peux aller aux toilettes ?
Yarın olmayacağım Je serai absent demain.
Gelecek hafta olmayacağım Je serai absent la semaine prochaine.
Geçen hafta yoktum J’étais absent la semaine dernière.
Sözlüğü kullanabilir miyiz? Peut-on utiliser le dictionnaire ?
Bu ne zaman için? C’est pour quand ?
Aslında oldukça özgürüm. Je suis assez libre en fait.
Bir şüpheniz varsa bana soruyorsunuz, tamam mı? si vous avez un doute, vous me demandez, d’accord?
Karşılaştırılabilir bir şey yoktur. Il n’y a rien de comparable.
Onu bir doktor gördü mü? Est-ce qu’elle a vu un médecin?
Bu çok etkili. Ondan yemeklerden sonra bir tane alırsınız. C’est très efficace. Vous en prenez un après les repas.
Ancak bu asla Ali’ye gitmeyecek. (yakışmayacak manasında) Mais ça n’ira jamais à Ali.
Onun davetini kabul ettim J’ai accepté son invitation
Ayrıca pencerenin yanında raflar da var. Et il y a aussi des étagères à côté de la fenêtre.
Eşyalarını düzenlemek için geniş bir dolap. Une grande armoire pour ranger tes affaires.
Burada iyi olacağınızı düşünüyorum (futur*etre) Je pense que vous serez bien ici.
İyi Fransızca konuşuyorsunuz. Vous parlez bien le français
Ama zaten çok iyi Fransızca konuşuyorsunuz. Mais vous parlez déjà très bien français.
Biraz İtalyanca konuşuyorum. Je parle un peu l’italien.
Saat tam sekiz değil. Ce n’est pas à huit heures exactement.
Şimdi çok açık. C’est très clair maintenant.
Bana bir kalem ödünç verebilirsin. Tu peux me prêter un stylo.
Bana bir parça kağıt da verebilir misin? Tu peux me donner une feuille de papier aussi ?
Kim yoktur? Qui est absent ?
Bu mümkündür. c’est (bien) possible.
Bir soru sormak istiyorum Je voudrais poser une question
Bu ne anlama geliyor? (ne demek istiyor) Qu’est-ce que ça veut dire ?
Hayvanlar için aksesuarlar satıyoruz Nous vendons des accessoires pour animaux
Trafiğe bağlı olacaktır. ça va dépendre de la circulation.
Her tarafta olduğu gibi C’est comme partout
Ne ile ne arasında tereddüt ediyorsun? Tu hésites entre quoi et quoi?
Fransızcayı aksansız konuşmak isterdim (bir aksansız) Je voudrais parler français sans un accent
Pazartesi’den beri bu okuldayım. Je suis dans cette école depuis lundi.
Seni ağırlayan bir ailede misin? Tu es dans une famille d’accueil ?
Onların evleri okuldan uzak değil. Leur maison n’est pas loin de l’école.
Dolu arkadaş yaptım (karşılıklı) Je me suis fait plein d’amis
Dönerken aile şirketini devralacağım. je vais reprendre l’entreprise familiale en rentrant. (rentrer)
Seni bırakmalıyım (ayrılmalıyım) Je dois te laisser.
Bu nasıl telaffuz edilir? Ça se prononce comment ?
Bir defa daha açıklayabilir misiniz, lütfen? Vous pouvez expliquer encore une fois, s’il vous plaît ?
Yapılması gerekeni (bunu) anlamıyorum. Je ne comprends pas ce qu’il faut faire.
Böyle olacak mı? Bilmiyorum. Ça va comme ça ? Je ne sais pas.
Testi yapmak için 10 dakikanız var. Vous avez 10 minutes pour faire le test.
Komşunuza sorunuz. Demandez à votre voisin.
Bu mantıklı değil! Ce n’est pas logique !
Ailemle sahile gittim Je suis allé à la plage avec ma famille.
Balık tutmak onun meselesi değil. La pêche n’est pas son truc.
Hiçbir şey göremiyorum. Je ne vois rien.
O artık (daha) bizimle gelmek istemiyor. Il ne veut plus venir avec nous.
Siyah kedi, gri kediden daha büyüktür. Le chat noir est plus grand que le chat gris.
Senin evin, benim evimden daha pahalıdır. Ta maison est plus chère que ma maison.
Ali Özgür’den daha uzundur. Ali est plus grand que Özgür.
Mert, Burak’tan daha az sempatiktir. Mert est moins sympathique que Burak.
Monique Marie kadar güzeldir. Monique est aussi belle que Marie.
Ben onu yapmak istiyorum ama hiç param yok. Je veux le faire, mais je n’ai pas d’argent.
O, genç ve yakışıklı Il est jeune et beau
Rick ve Alice plaja gidiyorlar. Rick et Alice vont à la plage
Ben elmaları ve portakalları severim. J’aime les pommes et les oranges
Ne para istiyor ne de hediye. Il ne veut ni l’argent ni les cadeaux
Ne kedim var ne köpeğim. Je na’i ni chat ni chien.
Charles ne alkol ne de soda içer. Charles ne boit ni alcool ni soda
Ne peyniri ne de sütü sevmiyorum Je n’aime ni le fromage ni le lait
O mükemmel C’est parfait
O ilginç C’est intèressant
Yarın boş musunuz? Etes-vous libre demain?
Bu akşam boş musunuz? Etes-vous libre ce soir?
Benimle gelmek ister misiniz? Voulez-vous venir avec moi?
Bir hesap açmak istiyorum Je voudrais ouvrir un compte
Dans etmeye gitmek ister misiniz? Voulez-vous aller danser?
Çok pahalı olmayan bir yer Un endroit pas trop cher.
Hint restoranına gitmek istiyorum Je voudrais aller au restaurant indien.
Mönüyü görmek istiyorum Je voudrais voir le menu
Aynısından satın alacağım Je vais acheter le même
Pahalı mı? Est-ce que c’est cher?
Müze saat kaçta açılıyor? À quelle heure ouvre le musèe?
Yemekler saat kaçta servis edilir? À quelle heure sont service les repas?
Disko buradan uzak mıdır? Est-ce que la discothèque est loin?
Tek kişilik bir oda rica ediyorum (istiyorum) Je voudrais une chambre simple
Çift kişilik bir oda rica ediyorum (istiyorum) Je voudrais une chambre double
Sıcak su yok Il n’y a pas d’eau chaude
Buyurun pasaportum Voici mon passeport
Buyurun vizam Voici mon visa
Otobüsler nerede? Où sont les bus?
Taksiler nerede? Où sont les taxis?
Bilet ne kadar? Combien coûte le billet?
Herkese iyi Bayramlar. Bonne Fête à Tous
Bagaj(lar)ımı bulamıyorum Je ne trouve pas mes bagages
Önden buyurun Après vous
Eğer istersen, burda kalabilirsin. Si tu veux, tu peux rester ici.
Pazara gitmiyor musunuz? Vous n’allez pas au marché?
Evet pazara gidiyorum. (olumsuz bir soruya) Si je vais au marché
Şehir merkezine nasıl gidebilirim Comment puis-je aller au centre ville?
Dosdoğru devam ediniz. Continuez tout droit.
Lütfen bu kelimeyi sözlükte gösteriniz. Svp. Montrez ce mot dans le dictionaire.
Lütfen bana yardım edebilir misiniz? (conditionel) Pourriez vous m’aider, Svp?
Sadece iki çeşitim var. (ondan) Je n’en ai que deux sortes
O çok öksürüyor, hapşırıyor ve boğazı ağrıyor. Elle tousse beaucoup, elle éternue et elle a mal à la gorge.
Evet, her şey yolunda gitti.(iyi geçti) Oui, tout s’est bien passé.
Şimdi harekete geçmeliyiz (gerekli) Il faut agir maintenant
Bu seni sıkmazsa seninle bakayım mı? (bir kitaba) Ça t’ennuie pas si je regarde avec toi
Kurstan sonra bana açıklayabilirsin. (futur*pouvoir) Tu pourras m’expliquer après le cours.
Ödevimi yarın getirmek mümkün mü? Est-ce que c’est possible d’apporter mon devoir demain ?
Afedersiniz, kendimi iyi hissetmiyorum, revire gidebilir miyim? Excusez-moi, je ne me sens pas bien, est-ce que je peux aller à l’infirmerie ?
Bir gönüllü var mı? Est-ce qu’il y a un volontaire?
Mutlu yıllar Bon anniversaire.
Mutlu Noeller Joyeux Noël.
Kaza sonrası konsantrasyon çok kötüydü La concentration était très mauvaise après l’accident
Ne görmek istersin? Que tu voudrais voir?
Yolda bir sandviç satın alacağız. On va acheter un sandwich sur la route.
(Onu) Buzdolabına bırakacağım. (futur) J’en laisserai dans le frigo.
Bu fantastik bir yerdir. C’est un endroit fantastique.
En yakın döviz bürosu nerede bulunur? Où se trouve le bureau de change le plus proche?
Döviz bürosu nerede bulunur? Où se trouve le bureau de change?
Para yatırmak istiyorum Je voudrais dèposer de I’argent
Bu adam gerçekten naziktir. Ce mec est vraiment gentil.
Nasıl okuyorsun? Tu lis comment ça ?
Asla dans etmem. Je ne danse jamais.
Futbol oynamıyordum. Je ne jouais pas au foot.
Bu pahalıdır ama çok iyi kalitede. C’est cher mais de très bonne qualité
Süpermarkete veya sinemaya gideriz. Nous allons au supermarché ou au cinéma.
Kahve veya sıcak çikolata ister misiniz? Voulez-vous du café ou du chocolat chaud?
Sakin kalıyor çünkü o nazik biri. Il reste calme car il est gentil
Buyurun kimlik belgelerim (kağıtlarım) Voici mes papiers d’identitè
Bankamatikler nerede? Où sont les distributeurs de billets? (guichet automatique)
Dört kişi için bir masa istiyorum Je voudrais une table pour quatre
Sipariş vermek(geçmek) istiyorum. Je voudrais passer commande
Ödeme yapmak istiyorum Je voudrais payer
Bir salata isterim. Je voudrais une salade.
Yağ alabilir miyim? (avoir*almak) Puis-je avoir de I’huile?
Şeker alabilir miyim? (avoir*almak) Puis-je avoir de sucre?
Yeterince pişmemiş (pişirilme yeterince olmamış) Ce n’est pas assez cuit
Bugün çok mutluyum çünkü ehliyet sınavımı kazandım. (başardım) Je suis très heureux aujourd’hui parce que j’ai réussi mon permis de conduire.
Bu güzel bir roman C’est un beau roman
Güzel bir hikaye C’est une belle histoire
Benim için çok pahalı C’est trop cher pour moi
Ne yapacağımı bilmiyorum Je ne sais pas quoi faire
Güneş doğuyor Le soleil se lève
Televizyon çalışmıyor La télévision ne fonctionne pas
Oda servisi lütfen Service de chambre, s’il vous plaît
Bu uçakta bir yer ayırtmak istiyorum. Je voudrais rèserver une place dans ce avion.
Bagajım yok Je n’ai pas de bagage
Bu koltuk nerede? (bu yer nerede?) Où est cette place?
Sizinle yer (koltuk) değiştirebilir miyiz? Puis-je changer de place avec vous?
Kahve (rica ediyorum,) lütfen. Du cafè, s’il vous plaît
Ne kadar süre? Combien de temps?
Gecikme ne kadar sürecek? Combien de temps durera le retard?
Kime sorabilirim? (kime sormalıyım?) À qui dois-je demander?
Burada durunuz, lütfen Arrêtez ici, s’il vous plaît
Bu bir ekspres treni mi? Est-ce que c’est un train express?
Hangi otobüs Taksim’e gider? Quel bus va à Taksim?
87 nolu otobüs Taksim’e gider. Le bus numero 87 va à Taksim.
Lütfen daha yavaş konuşunuz. Sizi çok iyi anlamıyorum. Je ne vous comprends pas très bien, parlez plus lentement svp.
Eğer lotoyu kazansaydım, dünya turu yapardım. Si je gagnais au loto, je ferais le tour du monde.
Trafik için bazı yollar açıktır, bazıları değildir. Certaines routes sont ouvertes pour la circulation, les autres non.
Beğeniyorum (beğendim) Ça me plaît
O beni beğeniyor. Elle me plaît
Sadece bir kahve isterim Je voudrais juste un café
Bugünlük yeterli. (Bugün için yeterli) Assez pour aujourd’hui
Bu gece nihayet, her şey sakin. Cette nuit enfin, tout est calme.
Önce ödevinizi bitirin. (Önce ödevinizi yapın.) Faites d’abord votre devoir.
Gidiniz(ayrılınız) yoksa polis çağırırım Partez, sinon j’appelle les agents
Eldivenler orada. Görüyor musunuz? Les gants sont là-bas. Vous voyez?
Sipariş verelim Commandons
Ateşiniz var mı, lütfen? (çakmak vs) Est-ce que vous avez du feu, svp?
Hayır sigara içmiyorum Non je ne fume pas
Saat beş mi? Est-ce qu’il est cinq heures?
Dışarıda yağmur yağıyor. Il pleut dehors
Çeşmeyi görüyor musunuz? Est-ce que vous voyez la fontaine?
Tereyağınız var mı? Est-ce que vous avez du beurre?
O büroda il est au bureau