Salih İnsanların Kur’an’da geçen vasıfları

Kur’an’ı Kerim’de sâlihler şu şekilde vasıflandırılmışlardır: “Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.” Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde yarışırlar. İşte onlar sâlihlerdendir.”

(Âl-i İmrân, 3/113-114)

Yukarıdaki ayetlere baktığımızda sâlih insanların birinci vasfı kaim ümmet olmalarıdır. Buradaki “ümmeten kâimeten” tabirinin manası, “dosdoğru, adil ve müstakim” demektir. (Râzî, 1981: VIII/206) Ayrıca ümmet-i kâime, herkesin hakkını gözeten, doğru, doğrulan veya Allah için kalkan, müstakîm, âdil (adaletli) topluluk mânâlarına gelir. (Yazır, 1979: II/1159)

Sâlih insanların ikinci vasfı gece saatlerinde Allah’ın ayetlerini okumalarıdır. Âyette geçen “Allah’ın ayetleri” tabiriyle bazen, Kur’an ayetleri; bazen de Cenab-ı Hakk’ın zatına ve sıfatlarına delalet eden çeşitli varlıklar kastedilir. (Râzî, 1981: VIII/206)

Üçüncü vasıf ise onların secde etmeleridir. Onlar, bazen namazda Allah için olan her türlü huşu ile Allah’ın rahmet ve fazlını umarak namaz kılarlar. (Râzî, 1981: VIII/207)

Sâlih insanların dördüncü vasfı “Allah’a ve ahiret gününe inanmaları” dır. Allah’a iman bütün peygamberlere imanı; ahirete iman ise günahlardan sakınmayı gerektirmektedir. Buna göre Allah’u Teâla’nın, “Gece vakitlerinde secdeye kapanarak, Allah’ın ayetlerini okurlar” buyruğu onların yaptıkları sâlih amellere; “Allah’a ve ahiret gününe iman ederler” buyruğu ise, onların kalplerinde meydana gelen bilgilerin faziletine işarettir. (Râzî, 1981: VIII/207)

Sâlih insanların beşinci sıfatı ise iyiliği emredip kötülükten nehyetmeleridir. İyiliği emretme, noksanı olan insanları, uygun şeyleri yapma hususunda yol göstermek; kötülükten engellemek ise, onları, uygun olmayan şeylerden nehyetmektir. Ayette geçen maruf ve münker kelimeleri, ayette mutlak olarak zikredilmiştir. Bundan dolayı, bir delil olmaksızın bu lafızları sınırlandırmak caiz değildir. Bu yüzden bu kelimeler, her türlü maruf ve münkeri kapsamaktadır. (Râzî, 1981: VIII/207-208)

Bu insanların altıncı sıfatı ise hayır işlerinde yarışmalarıdır. Sâlih kimseler ölüm sebebiyle fırsatı kaçıracakları endişeşiyle hayırlara koşarlar. Onlar, hiçbir ağırlık hissetmeden, hayırları seve seve yaparlar. (Râzî, 1981: VIII/208)

Bu sıfatlarla vasfedilen kimseler onların Allah’ın yanında halleri güzel olup, Allah’ın kendilerinde razı olduğu sâlihler zümresine giren kimselerdir. (Râzî, 1981: VIII/208)

Kişi durduğu yerde sâlih insan dolayısıyla da model insan olamaz. Onun yapması gereken bir takım hususiyetler vardır ki bunlar tamamlandığında model bir insan olabilir.

Kişinin sâlih olma sürecine etki eden faktörler iman, ilim, amel, ihlas ve ihsandır. Yine insanın sâlih olma sürecine etki eden yan faktörler ise aile, çevre eğitim ve öğretimdir. (Bkz: Altuntaş, 2016: )95-161

Kur’an’da sâlih insanın vazifeleri, kendine yönelik icraatları, yakın çevresine yönelik, müminlere yönelik ve tüm insanlığa yönelik faaliyetleri olarak sıralanabilir. (Bkz: Altuntaş, 2016: 190- )220

Sâlih insan için hem dünyada hem de ahirette bir mükâfat söz konusudur. (Bkz: Altuntaş, 2016: )220-244