Her zaman güzel şeyler görmek, güzellerle içli dışlı olmak ister; ne var ki, bazen umduklarını bulur, bazen de bulamaz. Bazen, çevresinde rüzgâr hep zorlu eser ve sarsar onun dil bağladığı her şeyi.. işte o zaman inler dolaşır dolaştığı her yerde. Hafakanlarla köpürür durur ve içten içe gözyaşlarıyla soluklanır. Bazen de, ufkunda tüllenen güzelliklerle tıpkı çocuklar gibi sevinir ve herkese kâse neşeler sunar.

Ruh ufku itibarıyla eşini bulmuş ve çocuklarıyla susuzluğunu giderebilmiş bir kadının, Cennet hurilerinden ve böyle birinin çevresinde örgülenmiş yuvanın da Firdevs’ten farkı yoktur. Herhangi böyle bir cennetliğin gölgesinde şefkat yudumlaya yudumlaya yetişen çocukların da rûhânîlerden farkı olmayacaktır.. evet böyle bir yuvada neş’et etme bahtiyarlığına ermiş bir fert, başı Firdevslere ermiş gibi ötelerin neşesiyle yaşar ve çevresine tebessümler yağdırır durur.