Allah’ın Azametia

En küçük şeylere en büyük işleri yaptırıp, karıncaya Firavun’un sarayını harap ettiren Allah’tır! Kâinatın her yanında O’nun mülkünün bayrağı dalgalanır. O bayrağın gölgesine sığınmayanlar gölgesi başımızdan eksik olmasın kendilerine yazık etmiş olurlar. Yer-gök O’nun hükmü altındadır. Elimiz-ayağımız, gözümüz-kulağımız, dilimiz-dudağımız, kalbimiz-vicdanımız O’nun geniş mülkünde küçük birer et parçası ve minik birer duygu vasıtasından ibarettir. Bütün bunlar O’nun olduğu gibi onlardan elde edilen fayda ve semereler de O’na aittir. O, bu duygu ve uzuvları bize vermeseydi, biz nasıl ‘ağzımız-burnumuz, gözümüz-kulağımız’ diyebilecektik! O, bunlara terettüp eden meyveleri yaratmasaydı, kalkıp kendimize mal ettiğimiz bu semerelerden kaçta kaçına sahip olabilecektik! Dünya, O’nun buyruğuyla dönüp durmakta, yeryüzü O’nun cömertliğiyle dolup taşmaktadır.

Bundan dolayıdır ki, varlığı, O’ndan başkasına isnat etmek, affedilmez kaba bir nankörlük; nimet ve ihsanları arkasında O’nun elini görmemek de utandırıcı bir şirktir.